Ekm
19
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

IŞIK VE ARAYIŞ METAFORU ÇERÇEVESİNDE YAHYA KEMAL’İN İ T H Â F ŞİİRİ İLE YAKUP KADRİ'NİN N U R B A B A ROMANINDA İNSANIN YİTİMİ VE SÜREKSİZLİK / YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER


IŞIK VE ARAYIŞ METAFORU ÇERÇEVESİNDE YAHYA KEMAL’İN  İ T H Â F  ŞİİRİ İLE

YAKUP KADRİ’NİN  N U R   B A B A  ROMANINDA İNSANIN YİTİMİ VE SÜREKSİZLİK
YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

Tem
22
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ‘SİYÂSÎ HİKÂYELER'İ ÜZERİNDE BAZI DİKKATLER / YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER

alt     Yahya Kemal, Türk edebiyatında şiirleriyle yerini almış bir sanatkârdır. Onun dehası, şiir sanatında ortaya koyduğu estetik değeri yüksek eserler kadar, Tanzimat'tan sonra yeniliğe kapılarını sonuna kadar açan ve büyük bir değişimin içinde dağınıklığı yaşayan Türk şiirine şekil, muhteva, dil ve üslûpta kazandırmış olduğu yeni formda aranmalıdır.

     Yahya Kemal, kendisine sanat alanı olarak asıl itibariyle şiiri seçmiş olmakla birlikte nesir yazıları da kaleme almıştır. Bir kısmı çeşitli dergi ve gazete sayfalarında yer alan, bir kısmı da şairin evrakı arasında yayımlanmadan kalan bu yazıları, ölümünden sonra Yahya Kemal Enstitüsü tarafından neşredilmiştir. Tamamı on iki cilt tutan Yahya Kemal Külliyatı'nın dokuz cildini nesirleri teşkil etmektedir. Bir kısmı müsvedde hâlinde kalan bu nesir yazıları makale, sohbet, mektup, hatırat, hikâye vb. edebî türlerde kaleme alınmış yazılardır. Biz bu yazımızda, onun ölümünden on yıl sonra, 1968 yılında Yahya Kemal Enstitüsü tarafından Siyâsî Hikâyeler adıyla kitaplaştırılan tarihî hikâyelerini inceleme konusu yapmak istiyoruz.

 

Mrt
2
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL ŞİİRİNDE ANAKRONİNİN DİYALEKTİĞİ / DOÇ. DR. YUNUS BALCI

alt     Yirminci yüzyıl Türk şiirinin en büyük isimlerinden biri olan Yahya Kemal'in şiirlerinde özellikle sosyal düşünceler bakımdan birbirinin içine giydirilmiş oldukça zengin bir içerik vardır.  Ahmet Hamdi Tanpınar, hocası ve daha sonra da yakın arkadaşı olacak olan Yahya Kemal'den bahsederken "Yahya Kemal'in düşüncesi mekân gibi zaman da tanımıyordu. Daima terkibin peşinde koştuğu için bütün milli tarih, insan evolutionu ile beraber ordaydı. Malazgirt muharebesi İstanbul fethiyle, Milli mücadele Fransız ihtilaliyle omuz omuzaydılar."(Tanpınar 1986, 13) der. Bu cümle Yahya Kemal'deki konu çeşitliliğini vermenin yanında ondaki sosyal zaman fikrini de ifade etmektedir; fakat bunun kronolojik bir mantığın dışında işlediğini de dile getirmektedir. "Kökü mazide olan atiyim" mısraında da anlamını bulduğu üzere Yahya Kemal şiirinde karşımıza çıkan geçmiş-bugün -gelecek arasındaki karışık düzen, kimi zaman bilinçli bir anakroniyi oluşturmaktadır. Ancak kronolojik mantık çerçevesinde bakıldığından bir mantık dışılık gibi görünen bu algının, gerçekte batı sanat ve edebiyatında oldukça önemli bir kullanım alanı vardır. (Genette 1988, 21-32)  Şüphesiz kronoloji, modern açıdan tarih duygusu karşısında önemli bir yere sahiptir. Çünkü tarih, belli bir yönde gerçekleşen bir değişimdir. Bu bakımdan anakroninin, bu mantıkta uyandıracağı uyumsuzluk, sanatlarda kolaylıkla kullanılabilmektedir. (Hobsbawm 2001, 35) Yahya Kemal şiirindeki bu uyumsuzluğu anlayabilmek için kısmen de olsa Yahya Kemal'in bağlı bulunduğu zaman fikrini biraz açmak gerekmektedir.

Şub
19
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN Ş E M 'İ M O L L A ADLI HİKÂYESİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME / YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER

alt     Yahya Kemal, konusunu Osmanlı’nın çöküş döneminden alan Şem’i Molla adlı hikâyesinde son dönem Osmanlı bürokrasisini ve devlet sisteminin işleyişini ele alır. Yazar, Şem’i Molla’da gelenekli anlatıma yaklaşan bir üslûpla Osmanlı devlet adamlarının ihtiras ve entrikalarını dikkatlere sunar.

Ara
5
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

TÜRK EDEBİYATINDA İLERİ BİR ATILIŞ: YAHYA KEMAL'İN AKINCI ŞİİRİ/ YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER

alt     Modern Türk şiirinin öncülerinden olan Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), 20. yüzyılın başlarında yeni bir şiir dili ve estetiği kurma uğraşına girişir. O, kendi söyleyişi ile 1903'te Paris'e "firar" ettikten sonra on dokuz yirmi yaşlarından itibaren kuracağı sanatın tarihî arka plânını, şartlarını, dilini ve estetiğini araştırma yoluna gider. İmparatorluktan millî devlete geçiş sürecinde kaynağını millet varlığının kolektif duyuş ve düşünüşünde bulan bir şiir estetiği geliştirme çabası içinde olur. Onun eserleri, uzun süren arayışlarına bağlı olarak geç ortaya çıkar. Bu eserler, mensup olduğu millet varlığının yüzyılların zevkini, duyuş ve düşünüşünü yeni ve Batılı bir bakışla toplayan, dikkatle işlenerek kristalize eden birer sanat eseri şeklinde belirir. Bu yönüyle Yahya Kemal'in sanatı, Tanzimat sonrası yenileşme hareketinden itibaren bir zevk değişikliğini ve dağınıklığını yaşayan Türk şiirini toplama, ona kendi dilinin ifade imkânları içerisinden kendi estetiğini kazandırma çabasının ürünü olarak ortaya çıkar. Şairin kurmaya çalıştığı şiir estetiğinin ilk örneklerinden biri olan ve aynı zamanda Türk şiir geleneği içerisinde ileri atılışı ifade eden gençlik dönemi kalem ürünlerinden Akıncı şiiri bu çerçevede değer kazanır.

Kas
15
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İKİNCİ YENİ ŞAİRLERİNE GÖRE YAHYA KEMAL / DOÇ. DR. ALÂATTİN KARACA

İkinci Yeni Şairlerine Göre Yahya Kemal
Doç. Dr. Alâattin Karaca
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Kas
13
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ŞİİRLERİNDE HÂTIRA VE HATIRLAMA /PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt     "Zaman", başlangıcından beri insan zihninin; dolayısıyla felsefe ve sanatın önemli konularından biri olagelmiştir. Bir anlayışa göre "geçmiş", "hâl" ve "gelecek", akıp giden zamanın üç farklı boyutunu veya üç ayrı kesitini oluşturur. Söz konusu zaman boyutları/kesitlerinden "geçmiş", insan zihninin "hatırlama", "gelecek" ise "hayal etme" melekesiyle yakından alâkalıdır. Gerçekte sadece "hâl"de yaşama imkânına sahip olan insan, belirtilen melekeleriyle "şimdiki zaman"a, "geçmiş" ve "gelecek"i de eklemek suretiyle, zamanın üç farklı boyutunda veya kesintisiz bir zaman ortamında yaşama imkânı elde etmiş olur. Hiç şüphesiz bu durum ona, "hâl"in dar kalıplarından kurtularak daha geniş veya derin bir zaman boyutunda yaşama imkânı bahşeder.
     Burada belirtmek gerekir ki, dar bir zamana, "ân"a veya "hâl"e hapsedilmiş olmak, insanın hayatında yüz yüze kaldığı trajik durumlardan birisidir. Hatırlama, ân'ın dar cenderesine sıkışıp kalmış olan insanın -bir anlamda- bu durumdan çıkış/kurtuluşunun yollarından birisidir. İnsanın kendi geçmişini aşarak, mensubu bulunduğu milletin tarihine yönelmesi ve onunla bütünleşmesi, söz konusu trajediden kurtulmasında ona çok daha geniş ve derin bir zaman koridoru kazandırır. Üstelik zamanda tarih koridoru, yine bireyin hayatında yüz yüze kaldığı bir başka trajik durum olan "kader" veya "ölüm"den kurtulup ölümsüzlüğe kanat açışıdır da.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 5 ziyaretçi ile toplamda 6 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930