Haz
9
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

BİR ŞAİRİN HİKÂYECİLİĞİ ÜZERİNE: YAHYA KEMAL / PROF. DR. HÜLYA ARGUNŞAH

     Yahya Kemal, Türk edebiyatı tarihindeki haklı yerini hiç şüphesiz şiirleriyle kazanmıştır. Ancak o, aynı zamanda iyi bir nasirdir. Kalemini nesrin hikâye, hatırat, deneme, makale, mektup gibi birçok alanında tecrübe eder. Bu yazıda onun bu cephesi üzerinde durulacak ve Siyasî Hikâyeler adlı kitabında toplanmış olan hikâye denemeleri değerlendirilecektir.

Nis
1
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

TANPINAR’IN HUZUR ROMANI VE BİR SEHİV / YARD.DOÇ.DR. CAFER GARİPER

   Şair Fuzûlî, kâtiplerin yaptığı yanlışlardan bîzâr olduğu bir sırada,

Kalem olsun eli ol kâtib-i bed-tahrîrin

Ki fesâd-ı rakamı sûrumuzu şûr eyler

Gâh bir harf sukûtiyle kılur nâdir’i nâr

Gâh bir nokta kusuriyle gözü kör eyler

diye beddua etmişti. Eski yazıda kısa ünlüler çoğu kez bir işaretle gösterilmediği ve bazı harfler arasındaki farklar harfin üzerine konan nokta işaretleriyle belirtildiği için yazıyı yazış esnasında kelimelerin imlâsındaki küçük aksamalar ve kusurlar büyük hatalara yol açabiliyordu. Eski yazıda ‘r’ ile ‘z’ harfleri arasında sadece bir nokta işareti farkı vardır. Yazı yazan biri dalgınlıkla ‘r’ harfinin üzerine nokta koymayı unutursa “göz” yerine “kör” yazmış olur. Böyle bir durum da anlamın değişmesine yol açar.

     Eski devirlerde olduğu gibi günümüzde de herhangi bir yazıda veya edebî metin üzerinde yapılan bazı hatalar büyük yanlışlara sebep olabiliyor. İşte bu tür hatalardan biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanında yer alıyor.

Mrt
2
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ÖLÜMÜNÜN 50.YILINDA YAHYA KEMAL KİTABI / MURAT ERDEM

alt     2008 yılı Yahya Kemal çalışmaları açısından oldukça verimli bir yıl oldu. Gerek İstanbul ve Ankara gibi bilimsel, akademik ve sanatsal etkinliklerin merkezi konumundaki illerde, gerekse Kahramanmaraş, Van, Adıyaman gibi taşra illerinde, Yahya Kemal hakkında çalışmalar, sempozyumlar ve yayınlar yapıldı.

     Yapılan yayınların en önemlilerinden biri editörlüğünü Duran Boz'un yaptığı Yahya Kemal Kitabı kuşkusuz. Bu çalışmanın gerek biçim, gerekse içeriği itibariyle, Türkiye'nin bütününe hitap eden bir çaba olarak görülmesi gerekir. Zira kitabın oluşum öyküsü de bu düşünceyi doğrulamaktadır: Kitaptaki yazıların çoğu, farklı illerde ve farklı akademik birimlerde görev yapan kişiler tarafından yazılmış. Duran Boz, Balıkesir'den Muğla'ya, İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Van'a, Afyon'dan Kahramanmaraş'a, konu ile ilgili yazarları editörlüğünü yaptığı Yahya Kemal Kitabı'nda buluşturmayı başarmış.

     Kapsamlı bir çalışma niteliğindeki (422 sayfalık) Yahya Kemal Kitabı, Kahramanmaraş Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yayımlanmış. Kitap yalnız ebadı ve sayfa sayısı ile değil, içerdiği yazılarla da Yahya Kemal'in dünyası ve şiiri konusunda şimdiden önemli bir başvuru metni olmaya aday. Sanırım bu konuda çalışanlar açısından görmezlikten gelinemeyecek bir kaynak. Kitap şu ana başlıklardan oluşuyor: "Yahya Kemal (Hayatı-Sanatı-Düşünceleri)", "Yahya Kemal Şiiri Üzerine", "Yahya Kemal'in Yazılarından Seçmeler", "Yahya Kemal'in Şiirlerinden Seçmeler", "Yahya Kemal'den Seçme Rübâîler", "Yahya Kemal'e Şiirler", "Yahya Kemal'in Bestelenmiş Şiirleri", "Yahya Kemal Kronolojisi", "Yahya Kemal Kaynakçası (Tez Çalışmaları, Dergi Özel Sayıları)", "Yahya Kemal Beyatlı'nın Şeceresi."

Ock
15
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

MİTTEN METAFORA YAHYA KEMALl ŞİİRİNDE SUYUN ATEŞLE İMTİHANI/ DOÇ. DR. YUNUS BALCI

alt            Öncelikle şunu belirtmekte fayda vardır ki; bu bildirinin konusu, Yahya Kemal şiirinde su ya da ateş imgelerinin ayrı ayrı ortaya konuş şekilleri değil; ikisinin bir araya getiriliş şekli, bir arada bulunabilmelerinin şartlarıdır. Suyun ve ateşin ayrı ayrı birer imge olarak onun şiirindeki yer alış ve dönüşüm şekilleri bu bildirinin sınırları dâhilinde değildir. Ayrıca bu noktada Tanpınar'ın çoğunlukla Bachelard fenomenolojisine ve bazen de klasik psikanalizme atıflar yaparak Yahya Kemal şiirindeki su unsurunun yerini belirlemeye çalıştığını da hatırlayalım. Bir şiirin büyüklüğü yaşanan ya da gözlenen şeyin görüntülenmesinde değil, şairin gerçeklikle karşılaşmasıyla harekete geçen algısının görüntülenmesindedir. Sanatçının yaratıcılığa dönüşen eylemi onun varlık karşısındaki uyanıklığıdır. Dolayısıyla Yahya Kemal'deki su ve ateş imgelerinin birlikteliğini veya çatışmalarını anlamaya çalışmak bir anlamda, onun bir şair olarak algı biçimini de sezmek olacaktır.

Ara
29
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL HANGİ ŞEHRİN ŞAİRİYDİ?/ DOÇ.DR. ALÂATTİN KARACA

alt     İlhan Berk, kimi söyleşilerinde; "her şairin bir kenti olması gerekir" der. Yahya Kemal'in kenti, tam da bu söze uygun olarak İstanbul'dur, şiirlerindeki ana figür bu kenttir. Şair, söyleyeceklerinin neredeyse hepsini bu kent üzerinden söyler. O nedenle bir ‘İstanbul şairi' olarak tanınması doğal. Ancak bu yazıda, asıl niyetim, şairin şiirlerinden örnekler vererek bir İstanbul betimlemesi yapmak değil; kente bakışını, kent bağlamında gelenekle modernite arasında nerede durduğunu, hangi kentin şairi olduğunu saptamak. Onun betimlediği, bir imparatorluk kültürünün başkenti mi, bir ulus-devlet kenti mi, yoksa Anadolu'dan göç alan, sanayileşen, betonlaşan bir modern kent mi? Çünkü Yahya Kemal, 1884'te doğup, 1958'de vefat etmiş; dolayısıyla Meşrutiyet'e, Birinci Dünya Savaşı'na, Cumhuriyet'e, İkinci Dünya Savaşı'na ve çok partili döneme tanık olmuş bir şair; yani saltanattan Cumhuriyet'e, imparatorluktan ulus devlete ve modern topluma değin, Türkiye'de yaşanan ‘inkılâplar zinciri'nin tanığı. Doğrusu, Türk şiirinin bu büyük ustasının, kent bağlamında, tanık olduğu bu büyük toplumsal değişme sürecine, modern topluma ilişkin tavrını merak etmemek elde değil.

Kas
26
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ŞİİRLERİNDE HİKEMÎ TARZ VE TAVIR /PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt     "Hikemîlik", "hikemî edâ", "hikemî şiir", Türk kültürü ve edebiyatının ana damarlarından birini oluşturur. Yahya Kemal Beyatlı, başta Rübâîler olmak üzere Kendi Gök Kubbemiz ve Eski Şiirin Rüzgârıyle isimli kitaplarında yer alan şiirlerinde ele aldığı konu ve temalarla (sonsuzluk, yaşlılık, fânîlik, aşk, şiir, vatan, İstanbul vb.) ilgili olarak sık sık hikemî söyleyişlerde bulunur. Bunun için duygu, düşünce ve kanaatlerini olabildiğince ayrıntı ve fazlalıklardan temizleyip söz imbiğinde damıtmak suretiyle mısrada teksif eder. Dolayısıyla hikemîlik, hikemî edâ veya hikemî tarz ve tavır, onun şiirlerinin hem muhteva hem dil hem de üslûp bakımından önemli ve belirgin niteliklerinden birisi olur.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...