8
2008
EMİNE ELE SORMUŞ AŞKINI, CEMİLE YÜREĞİNE /YARD.DOÇ.DR. NURİ SAĞLAM
Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında Moskova'da Kırgızca olarak yazıp yayımladığı ve aynı yıl Rusça'ya oradan da Fransızca'ya çevrilerek yazara dünya çapında haklı bir şöhret kazandıran ve Louis Aragon tarafından dünyanın en güzel aşk hikâyesi olarak nitelendirilen Cemile adlı hikâyesi, bizim literatürümüzde Aytmatov'un diğer eserlerinin yanı sıra çeşitli yönleriyle ele alınıp incelenmiştir. Biz bu yazımızda, Cemile'nin kurgulanma sürecinde Aytmatov'a kaynaklık etmiş olabileceğini düşündüğümüz Sabahattin Ali'nin Hasan Boğuldu ve Ses adlı hikâyelerine ve her üç hikâyenin iç yapılarını biçimlendiren iki önemli müşterek unsura dikkat çekmeye çalışacağız. Bunun için evvelâ Cemile hikâyesini, üzerinde duracağımız müşterek unsurları belirleyebilmek için kısaca özetlememiz gerekiyor.19
2007
SERVET-İ FÜNÛN’A KADAR TEVFİK FİKRET ve BİLİNMEYEN ŞİİRLERİ / YARD. DOÇ. DR. NURİ SAĞLAM
SERVET-İ FÜNÛN’A KADAR TEVFİK FİKRET ve BİLİNMEYEN ŞİİRLERİ
YARD. DOÇ. DR. NURİ SAĞLAM
- yazıyı indirmek için yazının devamına tıklayın -
14
2007
“BEN DELİ MİYİM?” ROMANINDA “AHLÂKA AYKIRI NEŞRİYAT” YAPTIĞI GEREKÇESİYLE HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR’IN YARGILANMASI/ YARD.DOÇ.DR. NURİ SAĞLAM
1888 yılında Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika ettiği Şık romanıyla “matbuat caddesine ilk adım”ını atan Hüseyin Rahmi, yaklaşık elli beş yıl boyunca yürüdüğü bu caddede, her ne şekilde olursa olsun insanların düşünce dünyasını ve yaşam kabiliyetini sınırlayan bütün saçma ve marazî engelleri, “toplum olaylarını incelemek ve topluma yön vermek” amacıyla daima hırpalamış ve bu doğrultuda kaleme aldığı pek çok hikâye ve roman bırakmıştır. Hiç kuşkusuz onun toplumsal hastalıkları teşhir suretiyle sağaltmaya yönelik en önemli eserlerinden biri 1924’te Son Telgraf gazetesinde tefrika edildikten sonra kitaplaştırılan Ben Deli miyim? adlı romanıdır. Fakat sosyal hayatın hemen bütün görünüm ve değerlerini eşi görülmedik bir şiddetle yermesi bakımından Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “en korkunç eseri” sayılan bu roman, edebiyat tarihimizde ne yazık ki toplumsal ahlâkı bozduğu ve halkı edepsizliğe teşvik ettiği gerekçesiyle yazarını iki defa hâkim karşısına çıkaran ilk ve tek eser olma özelliğine sahiptir.
12
2007
FARUK NAFİZ’İN “MEMLEKETÇİ” ŞİİRLERİNDE ANADOLU ve ANADOLU İNSANI(I.BÖLÜM) / YARD. DOÇ.DR. NURİ SAĞLAM
Millî Mücadele yıllarında işgal altındaki İstanbul’dan kaçıp gizlice Anadolu’ya geçen bazı edebî simalar, 1897 Türk-Yunan savaşından itibaren ara sıra muhayyel bir yer ve tip olarak zihinlerde canlanmış olsa bile daha çok sosyo-kültürel anlamda “taşra” ve “taşralı” olarak görülen “Anadolu” ve “Anadolu insanı”yla ilk defa Millî Mücadelenin ağır şartları altında tanışmak mecburiyetinde kalmıştır.
Üye Paneli
Reklam
Kİmler Çeviİrİmİçİ
Ziyaretçiler: 11
Yok

Yazar: