30
2010
GERÇEK İLE KURMACA SARKACINDA TAHİR SAMİ BEY’İN ÖZEL HAYATI / PROF.DR. MEHMET TEKİN
Gizli olan, aynı zamanda ‘gizemli’ olandır; gizemli olanın peşine düşmek ise, insanlığın ezeli hikâyesi. Özel hayat da böyle bir şey. Onda merak ve tecessüs duygumuzu tetikleyen bir yan var. İlgiye değer bulunuşu bundan. Bugün modernleşme rüzgârıyla birlikte farklı bir boyut ve anlam kazanan ‘mahremiyet’ kavramı, ‘özel hayat’ anlayışını farklı bir vadiye taşımış, onu daha şeffaf, dolayısıyla daha ‘netameli’ bir hale sokmuştur diyebiliriz.
Son yıllarda konunun, toplumumuz açısından giderek ‘vahamet kesbettiği’ vakitlerde Mustafa Kutlu, kaleme aldığı Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı* adlı uzun hikâyesiyle soruna farklı bir pencereden bakmayı deniyor. Ancak, Kutlu’nun hikâye bağlamında dilendirdiği ‘özel hayat’ tasavvuru ile toplumun gündeminde yer alan ve giderek popüler kültürün malzemesi olan ‘özel hayat’ konusunu birbirine karıştırmamak lâzım. Çünkü, hikâyede ‘nev-i şahsına münhasır’ bir kişi olarak yer alan Tahir Sami Bey’in, ‘özel hayat’ı ve ‘özel hayat’ anlayışıyla, bugün, mahremiyet çizgisinden hızla uzaklaşan ‘özel hayat’ anlayışı arasında tezat ve bu tezadın getirdiği ironik bir çatışma var. Bu, bir anlamda masumiyet ile hoyratlığın çatışması… Hikâyenin derin yapısında bu çatışmanın yankısını buluruz ve Kutlu, bu çatışmayla muhatabına/okuruna çok şeyler söylemeye çalışır…
24
2008
ÖMER SEYFETTİN’İN HİKÂYELERİNDE GİRİŞLER VE BİTİŞLER / PROF. DR. HASAN BOYNUKARA
Bu bildiride, Ömer Seyfettin’in öykülerinde giriş ve bitişler ele alındı. Bir öykünün başarısının değerlendirilmesinde başvurulan ölçütler arasında giriş ve bitişler belirleyici bir niteliğe sahiptirler. Giriş, öyküde gelişecek olay ya da olayların hazırlanması aşamasıdır ve okuyucuya çıkarılmış bir daveti olarak kabul edilebilir. Gereksiz ayrıntılardan uzak, amaca kilitlenmiş bir giriş, okuyucunun hikayeyi okumaya devam edip etmemesinde önemli bir etkendir. Yazarın öykülerinde genel olarak iki tip giriş olduğu saptandı; geleneksel öykü formunda karşılaşılan, açıklama ve tasvirlerle başlayan girişler ve in media res denilen, hikâyeni ortadan başlatıldığı girişler. Çalışmada başarılı ve başarısız girişlere örnekler verildi.21
2007
SAİT FAİK ABASIYANIK’IN HİKÂYELERİNDE KADIN / YARD. DOÇ. DR. YUNUS AYATA
Toplumun her bakımdan aynası olan kadınlar, toplumu eğiten, yetiştiren ve aynı zamanda sosyal değişimin bütün tesirini üzerinde hisseden varlıklardır. Bunun için toplumun değerlerini muhafaza edip etmediğini ya da yozlaşıp yozlaşmadığını kadına bakarak anlamak mümkündür.
Batı medeniyeti dairesine geçme gayretleri içinde olunduğu Tanzimat yıllarından başlamak üzere Türk basınında, roman ve hikâyesinde kadın ve kadın-erkek ilişkilerine çeşitli şekillerde yer verilmiştir. Türk roman ve hikâyesinde kadının eğitimi, aldanan, aldatan kadın tipleri, cariyelik müessesesi , kitabına uydurulmuş ahlak yapısı içinde çeşitli kadınlarla ilişki içerisinde olan dürüst (!) erkek tipleri yer almıştır.
Sait Faik’in eser verdiği döneme gelinceye kadar kadın, edebî eserlerde ya ideal ya da tenkid edilen yozlaşmış bir varlık olarak yer almıştır. Örneğin ilk eserlerini Millî Edebiyat döneminde verip Cumhuriyetin ilanında sonra da eser vermeye devam eden Halide Edip’in hikâye ve romanlarında kadın idealizmin temsilcisi iken Yakup Kadri’nin hikâye ve romanlarında yozlaşmışlığın temsilcisidir. Verdiğimiz bu iki örnek dışında dönemin diğer yazarlarında ve edebî eserlerinde de bahsedilen bu özellikleri bulmamız mümkündür.
23
2007
SEÇME HİKÂYELER (MEHMED RAUF) /DOÇ. DR. RAHİM TARIM
SEÇME HİKAYELER
Edebiyatımızda “Eylül” romanı nın yazarı olarak tanınan Mehmed Rauf’un en az bu romanı kadar güzel ve sayısı yüz otuzu aşan hikayeleri olduğunu da biliyormuydunuz? Akademik düzeyde birçok çalışmaya konu olan ancak bu güne kadar yeni harflere aktarılmayan bu hikayelerden Doç. Dr. Rahim Tarım tarafından titiz bir şekilde seçilen ve ilköğretim son sınıftan üniversiteye kadar geniş bir kitle tarafından anlaşılabilecek şekilde yayıma hazırlanan bu hikayeleri okurken, Mehmed Rauf’un değişik birçok yönüne de tanıklık edeceksiniz..
Yayınevi : Özgür Yayınları
Yazarı : Mehmed Rauf
Hazırlayan: Doç. Dr. Rahim Tarım
20
2007
REŞAT NURİ GÜNTEKİN’İN BİLİNMEYEN REMZ VE MÜSTEAR İSİMLERİ/ARŞ.GÖR.OGUZHAN KARABURGU
Türk edebiyatında çok az ele alınmış konulardan biri olan remiz ve müstear isimler meselesi, yazar ve şairlerimizin eserlerinin eksiksiz bir şekilde ortaya konulmasının önünde büyük bir engel olarak durmaktadır.
Pek çok yazar gibi Reşat Nuri Güntekin de eserlerini yayımlarken remiz ve müstear isimlere başvurmuştur. Ateş Böceği, Ağustos Böceği, Yıldız Böceği, Cemil Nimet, Hayreddin Rüştü, Mehmet Ferit ve Sermet Ferit Reşat Nuri Güntekin’in edebiyat dünyasınca bilinen müstear isimleridir. Bu çalışma ile Reşat Nuri Güntekin’in yeni tespit edilen remiz ile müstear isimleri ve bu isimlerle yayımladığı eserlerin bir listesi ortaya konulmaktadır. Yeni tespit edilen remiz ve müstear isimler şunlardır: “***, R.N., Çiğdem, Fakir, Karakuş, Saksağan, Yarasa”.
Üye Paneli
Reklam
Kİmler Çeviİrİmİçİ
Ziyaretçiler: 9
Yok

Yazar: