alt     İstanbul'da bir kahvehanenin tavanında, tersten işlenmiş bir şiir varmış. Müşteriler, boyunlarını yukarı kaldırır; ancak bir türlü yukarıdaki ters yazılmış bilmeceyi okuyamaz, çözemezlermiş. Ve kimsenin aklına, bir ayna tutup da okumak gelmezmiş tavandaki bilmeceyi. Oysa diyor Ayhan; "... ele bir ayna alınsa, tersinden olan şeyleri ayna doğrultur. (...) Ama kimse, Yunanca adlı bir ülkede zihnine almaz bir ayna!"  Şair, bunu kendi şiirleri için söylüyor aslında. Şiirlerini ters, anlaşılmaz, kapalı bulanlara yanıt veriyor böylece. Gerçekten de onun şiirleri, alışılmış algılama tarzına, alışılmış poetik mantığa ve şiir diline ters bir şiir; sıkı bir şiir yani. Kendini kolayca ele vermiyor. Bunun ilk nedeni, kuşkusuz ters dili; ikinci nedeniyse, sıkı örülmüş olması.

  Tarih: 9 Mart 2009   |   Görüntüleme: 112   |   Yorumlar: 1
alt     Ece Ayhan, poetikasını sivil toplum düşüncesi üzerine kurmuş bir şair. Şiirleri de bu düşünceye uygun. O nedenle her türlü otoritenin, iktidarın ve devletin dışında; hatta karşısında, uçta bir şiir Ece Ayhan'ınki. Verili her şeye; düşünceye, tarihe, sanata, şiire kuşkuyla yaklaşması ve bunları, cezalandırılma pahasına sorgulaması, karaşınlar, ‘hâl ve gidişi sıfır olanlar' dediği, dışta bırakılmış, kara bir coğrafyada yaşayan sivilleri konu edinmesi, hep sivil toplum düşüncesinden kaynaklanmakta. Onun için bu topluma, toplumdaki ‘işletilen yürürlük'e, düşünce serüvenine, bu toplumun tarihine, aydınlarına, sanatçılarına, eğitim sistemine, algılama ortalamasına ‘yenilmez yutulmaz eleştirileri' var. Bozuk ve seviyesiz bir anlayışın ve algılama biçiminin tüm topluma egemen olduğunu ileri sürmekte.
  Tarih: 15 Eylül 2008   |   Görüntüleme: 113   |   Yorumlar: 0