Kassandra Damgası’nın fiktif yapısı içerisinden reel boyuta ulaşan en temel gerçeklik, insanların kendi sonlarını yine kendi elleriyle hazırlıyor olmalarıdır. Bitmek bilmeyen ihtiraslar, sonu gelmeyen siyasî emeller, kişisel çıkarlar uğruna yozlaştırılarak sıradanlaştırılan insanîlik, bilinçsizce tüketilen temel barınağımız/tabiat ve kendi varlık şartlarının uzağına düşerken en keskin biçimde ötekileşen kalabalık. Tüm bu yitime uğratılan değerlerin ortak noktası ise dünya kurulduğundan bu yana nesilden nesle aktarılırken biraz daha katmerleşen ve meşruiyet alanını arttıran kötülük. Aytmatov’un eserinin merkez noktasında bulunan bu fenomen, romanda hem bireyler arasındaki trajik çatışmada hem de vaka gelişiminde yer alan metin halkalarının oluşumunda yeni anlam alanlarına açılarak belirgin kılınmaya çalışılır.



2008 yılında yitirdiğimiz ünlü Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov, eserlerinde insanın "kendi olma" süreç ve serüvenleri, ötekileş(tir)menin perspektifiyle ele almaktadır. Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ da "Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri" adlı çalışmasında, Aytmatov anlatılarını evrensel bağlamda ele alarak bütün insanlığın "kendi" ve "öteki olma" süreç ve sorunlarını irdeler. "Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri" adlı eser göstergebilim, hermeneutik, tarihsel eleştiri ve arketipsel eleştiri gibi okuma biçimleriyle desteklenerek, Aytmatov anlatılarındaki simgesel/imgesel değerler, kişi, mekân ve zaman ilişkileri bakımından yeniden yorumlanır. Böylece Aytmatov anlatılarının izleksel yapısı (ötekileşme ve dönüş/diriliş izlekleri) ve sanatçının kişisel miti okuyucuya sunulur.
Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında Moskova'da Kırgızca olarak yazıp yayımladığı ve aynı yıl Rusça'ya oradan da Fransızca'ya çevrilerek yazara dünya çapında haklı bir şöhret kazandıran ve Louis Aragon tarafından dünyanın en güzel aşk hikâyesi olarak nitelendirilen Cemile adlı hikâyesi, bizim literatürümüzde Aytmatov'un diğer eserlerinin yanı sıra çeşitli yönleriyle ele alınıp incelenmiştir. Biz bu yazımızda, Cemile'nin kurgulanma sürecinde Aytmatov'a kaynaklık etmiş olabileceğini düşündüğümüz Sabahattin Ali'nin Hasan Boğuldu ve Ses adlı hikâyelerine ve her üç hikâyenin iç yapılarını biçimlendiren iki önemli müşterek unsura dikkat çekmeye çalışacağız. Bunun için evvelâ Cemile hikâyesini, üzerinde duracağımız müşterek unsurları belirleyebilmek için kısaca özetlememiz gerekiyor.