İnsanın varoluş gerçeğiyle çatışması, dünyanın anlamını yaratıcı bir güçle yeniden anlama, yorumlamaya yöneliktir. Dünyayı yaratıcı bir dönüşümle yeniden yorumlamak isteyen sanatçının varoluş amacı sayılabilecek bu çatışma, kaçışın yönüne ve niteliğine göre değer kazanır. Merkezden çevreye ve çevreden merkeze yönelen kaçışlarda; birincisi daha çok mekânsal boyutlu dışa açılma… İkincisi daima içsel ve düşsel yolculukları imgeler.Aytmatov anlatılarında ötelerin çağrısına en fazla açık olan, kulak veren karakter şüphesiz Beyaz Gemi anlatısındaki çocuk tiplemesidir. Bu açıdan Beyaz Gemi”deki küçük çocuğun ötelerin çağrısına kulak vererek kendini balığa, sonsuzluğun ve hürriyetin açılımı olan beyaz gemiye, Issık Göl ve Maral Ana’ya dönüştürme, taşıma arzusu; içsel ve düşsel dünyanın gerçekler karşısında tutunamayışını gösterir.
Kassandra Damgası’nın fiktif yapısı içerisinden reel boyuta ulaşan en temel gerçeklik, insanların kendi sonlarını yine kendi elleriyle hazırlıyor olmalarıdır. Bitmek bilmeyen ihtiraslar, sonu gelmeyen siyasî emeller, kişisel çıkarlar uğruna yozlaştırılarak sıradanlaştırılan insanîlik, bilinçsizce tüketilen temel barınağımız/tabiat ve kendi varlık şartlarının uzağına düşerken en keskin biçimde ötekileşen kalabalık. Tüm bu yitime uğratılan değerlerin ortak noktası ise dünya kurulduğundan bu yana nesilden nesle aktarılırken biraz daha katmerleşen ve meşruiyet alanını arttıran kötülük. Aytmatov’un eserinin merkez noktasında bulunan bu fenomen, romanda hem bireyler arasındaki trajik çatışmada hem de vaka gelişiminde yer alan metin halkalarının oluşumunda yeni anlam alanlarına açılarak belirgin kılınmaya çalışılır.
2008 yılında yitirdiğimiz ünlü Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov, eserlerinde insanın "kendi olma" süreç ve serüvenleri, ötekileş(tir)menin perspektifiyle ele almaktadır. Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ da "Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri" adlı çalışmasında, Aytmatov anlatılarını evrensel bağlamda ele alarak bütün insanlığın "kendi" ve "öteki olma" süreç ve sorunlarını irdeler. "Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri" adlı eser göstergebilim, hermeneutik, tarihsel eleştiri ve arketipsel eleştiri gibi okuma biçimleriyle desteklenerek, Aytmatov anlatılarındaki simgesel/imgesel değerler, kişi, mekân ve zaman ilişkileri bakımından yeniden yorumlanır. Böylece Aytmatov anlatılarının izleksel yapısı (ötekileşme ve dönüş/diriliş izlekleri) ve sanatçının kişisel miti okuyucuya sunulur.
Cengiz Aytmatov’un Gün Uzar Yüz Yıl Olur Romanında Düzenin Yabancılaşması ve İnsanın Kendisi Olması Problemi
Yard. Doç. Dr. Cafer Gariper
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –
Cengiz Aytmatov'un 1958 yılında Moskova'da Kırgızca olarak yazıp yayımladığı ve aynı yıl Rusça'ya oradan da Fransızca'ya çevrilerek yazara dünya çapında haklı bir şöhret kazandıran ve Louis Aragon tarafından dünyanın en güzel aşk hikâyesi olarak nitelendirilen Cemile adlı hikâyesi, bizim literatürümüzde Aytmatov'un diğer eserlerinin yanı sıra çeşitli yönleriyle ele alınıp incelenmiştir. Biz bu yazımızda, Cemile'nin kurgulanma sürecinde Aytmatov'a kaynaklık etmiş olabileceğini düşündüğümüz Sabahattin Ali'nin Hasan Boğuldu ve Ses adlı hikâyelerine ve her üç hikâyenin iç yapılarını biçimlendiren iki önemli müşterek unsura dikkat çekmeye çalışacağız. Bunun için evvelâ Cemile hikâyesini, üzerinde duracağımız müşterek unsurları belirleyebilmek için kısaca özetlememiz gerekiyor.
Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Sayın Prof. Dr. Sadık TURAL Bey’in “Yazarlar, atalarından aldıklarını fikir eserleri, edebiyat eserleri yapıyorlar; onlar, yazarlar atalarının sözcüsüdür.” dediği gibi, dünyaca tanınmış, romanları ve hikayeleri dünyada bir rekor olmak üzere 153 dile çevrilmiş olan Cengiz AYTMATOV, atalarının eserlerini en güzel şekliyle değerlendirip, sadece Kırgız halkının ve Türk dünyasının değil, tüm insanlığın hizmetine sunan bir sanatçıdır.
Bu bildirimizde önce gelenekli anlatılarla modern hikâye ve roman arasındaki bağa dikkat çekmek, sonra gelenekli anlatıların modern hikâye ve romanın kurgusunda üstlendiği role temas etmek istiyoruz. Daha sonra konumuz çerçevesinde Hüseyin Nihal Atsız'ın Ruh Adam romanıyla Cengiz Aytmatov'un Gün Uzar Yüz Yıl Olur romanın kurmaca dünyasında gelenekli anlatılardan masal ve efsaneden yararlanma tarzlarını ele alacağız. Asıl olarak da romanın kurmaca dünyasında zaman unsuru çerçevesinde gelenekli anlatıların modern hikâye ve roman üzerindeki fonksiyonunu değerlendirmeye çalışacağız. ‘Tarihî roman' şeklinde isimlendirilen roman kategorisi içinde gelenekli anlatılardan gelen anlatı düzleminin, bu arada zaman tasavvurunun modern romana ne kattığını tartışmaya açma gayreti içinde olacağız.
Cengiz Aytmatov’un Cemile Adlı Hikâyesinde İnsanın Kendisi Olması Problemi ve Aşk
Yard. Doç. Dr. Cafer Gariper
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –