Site Bilgileri

Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 1
Googlebot

Ziyaretçi: 6
Toplam: 7

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Üye Sayısı: 20
Admin ali kurt
bayburt cizre73
dileksirin Ercan_Köksal
fekren Ferahfeza
Gülseren Özdemir jale öztürk
lepilo1 militarymans
muge pupituska
sandrosovich smlls
Soner Akşehirli step2010
stiken ykucukcoskun

Siteye Yazanlar:
  1    Admin 490
  2    cgariper 17
  3    ibrahim tüzer 6
  4    dz 3
  5    Ulutaş Nurullah 3
  6    VEYSELŞAHİN 3
  7    nolens 2
  8    a.kocakoglu 2
  9    saadettinyildiz 2
  10    Nuri Sağlam 2


Makaleler:
  Son 1 Saat: 0
  Bugün: 0
  Bu Ay: 7
  Toplam: 548
  Onay Bekleyen: 11


Kayıtlı Kullanıcı:
  Yeni Kayıt:4
  Son 1 Saat:0
  Bu Ay:91
  Toplam:3843
  Yasaklı:0

Son Kayıtlı Kullanıcı:
step2010

Reklam

Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Takvim

«    Mart 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Anket

Sitemizin Yeni Temasını Nasıl Buldunuz?

Mükemmel
İyi
İdare Eder
Kötü

Reklam Alanı

     Bu bildirimizde Şeyh Bedreddin etrafında oluşan tarih metinleriyle Nâzım Hikmet'in 1936'da yayımlanan Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'nı metinlerarasılık düzleminde ele almak, söz konusu metni tarih-sanat eseri, tarih-kurmaca, tarih-ideoloji, gerçeklik-kurmaca, tarihin sanat eserine dönüştürülmesi yahut sanat eserinde dönüştürülmesi gibi problemler çerçevesinde tartışmak istiyoruz.

Yazar: cgariper

     İçinde bulunduğumuz şu dönem, Ankara romanında olumsuz olarak çizilen yaşama tarzından da ütopik dünyadan da izler taşımaktadır. Zira, insanlık tarihinde iyi ile kötü, doğruyla yanlış hep yan yana, iç içe yürümüştür. Sonra dünya 1920’lerin 1930’ların dünyası olmadığı gibi, Türkiye de 1920’lerin 1930’ların Türkiyesi değildir. Ankara romanı, eleştirel bir dikkatle yaklaştığı Cumhuriyet’in erken döneminde yaşanan yanlış Batılaşmanın, aydın-halk kopukluğunun, yapmacık ve kozmopolit sosyete yaşayışının, geri kalmış köy hayatının karşısına ütopik düzlemde halkla aydının kaynaştığı, köylü-şehirli uçurumunun kapandığı, insanların mutlu olduğu millî ve ileri bir yaşama tarzını koyar. Fakat, bu ütopik dünyada halkın yapıcı enerjisi, siyasî yapı ve demokratikleşme gibi olguların yer aldığını söylemek güç görünmektedir.

Yazar: cgariper


KENDİ ŞİİR ANLAYIŞININ DIŞINA DÜŞMÜŞ BİR ŞAİR:

MEHMET ÂKİF’İN POETİK GÖRÜŞLERİ IŞIĞINDA SANATINA BİR BAKIŞ
YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER-ARŞ. GÖR.  YASEMİN KÜÇÜKCOSKUN
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Yazar: cgariper


IŞIK VE ARAYIŞ METAFORU ÇERÇEVESİNDE YAHYA KEMAL’İN  İ T H Â F  ŞİİRİ İLE

YAKUP KADRİ’NİN  N U R   B A B A  ROMANINDA İNSANIN YİTİMİ VE SÜREKSİZLİK
YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

Yazar: cgariper

alt     Yahya Kemal, Türk edebiyatında şiirleriyle yerini almış bir sanatkârdır. Onun dehası, şiir sanatında ortaya koyduğu estetik değeri yüksek eserler kadar, Tanzimat'tan sonra yeniliğe kapılarını sonuna kadar açan ve büyük bir değişimin içinde dağınıklığı yaşayan Türk şiirine şekil, muhteva, dil ve üslûpta kazandırmış olduğu yeni formda aranmalıdır.

     Yahya Kemal, kendisine sanat alanı olarak asıl itibariyle şiiri seçmiş olmakla birlikte nesir yazıları da kaleme almıştır. Bir kısmı çeşitli dergi ve gazete sayfalarında yer alan, bir kısmı da şairin evrakı arasında yayımlanmadan kalan bu yazıları, ölümünden sonra Yahya Kemal Enstitüsü tarafından neşredilmiştir. Tamamı on iki cilt tutan Yahya Kemal Külliyatı'nın dokuz cildini nesirleri teşkil etmektedir. Bir kısmı müsvedde hâlinde kalan bu nesir yazıları makale, sohbet, mektup, hatırat, hikâye vb. edebî türlerde kaleme alınmış yazılardır. Biz bu yazımızda, onun ölümünden on yıl sonra, 1968 yılında Yahya Kemal Enstitüsü tarafından Siyâsî Hikâyeler adıyla kitaplaştırılan tarihî hikâyelerini inceleme konusu yapmak istiyoruz.

 

Yazar: cgariper

alt     Sanat hayatına öğrencilik yıllarında yayımladığı şiirlerle giren Sabahattin Ali, daha sonra kendine faaliyet alanı olarak hikâye ve roman yazarlığını seçmiştir. Türk edebiyatında ününü sağlayan çalışma sahası da onun bu anlatma esasına bağlı kalem faaliyeti olmuştur. Sabahattin Ali, Sadri Ertem ve Reşat Enis ile birlikte edebiyatımızda sosyal gerçekçi çizgide gelişen köy hikâye ve romancılığının öncü yazarlarından birisi durumundadır. Denebilir ki, o, 1950'li ve 1960'lı yıllarda güçlü bir hareket hâlini alacak olan köy merkezli hikâye ve romanın şablonunu daha 1930 ile 1940'larda hazırlayan yazarların arasında yer alır. Bu düşünceden hareketle onun köy hayatını yansıtmada temsil değeri taşıyan Kağnı hikâyesini çözümlemek istiyoruz.

Yazar: cgariper

alt     Yahya Kemal, konusunu Osmanlı’nın çöküş döneminden alan Şem’i Molla adlı hikâyesinde son dönem Osmanlı bürokrasisini ve devlet sisteminin işleyişini ele alır. Yazar, Şem’i Molla’da gelenekli anlatıma yaklaşan bir üslûpla Osmanlı devlet adamlarının ihtiras ve entrikalarını dikkatlere sunar.

Yazar: cgariper

FETHİ NACİ’NİN BAKIŞIYLA BEŞİR FUAD YA DA

FETHİ NACİ’DE BEŞİR FUAD KARMAŞASI VE AKADEMİK ÇEVRELER

YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 
Yazar: Admin
alt     Modern Türk şiirinin öncülerinden olan Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), 20. yüzyılın başlarında yeni bir şiir dili ve estetiği kurma uğraşına girişir. O, kendi söyleyişi ile 1903'te Paris'e "firar" ettikten sonra on dokuz yirmi yaşlarından itibaren kuracağı sanatın tarihî arka plânını, şartlarını, dilini ve estetiğini araştırma yoluna gider. İmparatorluktan millî devlete geçiş sürecinde kaynağını millet varlığının kolektif duyuş ve düşünüşünde bulan bir şiir estetiği geliştirme çabası içinde olur. Onun eserleri, uzun süren arayışlarına bağlı olarak geç ortaya çıkar. Bu eserler, mensup olduğu millet varlığının yüzyılların zevkini, duyuş ve düşünüşünü yeni ve Batılı bir bakışla toplayan, dikkatle işlenerek kristalize eden birer sanat eseri şeklinde belirir. Bu yönüyle Yahya Kemal'in sanatı, Tanzimat sonrası yenileşme hareketinden itibaren bir zevk değişikliğini ve dağınıklığını yaşayan Türk şiirini toplama, ona kendi dilinin ifade imkânları içerisinden kendi estetiğini kazandırma çabasının ürünü olarak ortaya çıkar. Şairin kurmaya çalıştığı şiir estetiğinin ilk örneklerinden biri olan ve aynı zamanda Türk şiir geleneği içerisinde ileri atılışı ifade eden gençlik dönemi kalem ürünlerinden Akıncı şiiri bu çerçevede değer kazanır.
Yazar: Admin

Ïåğåìåñòèòüñÿ íàâåğõ Ana Sayfa Üye Kaydı! Konu Ekle | İletişim Adresi: Pamukkale Ünv. Fen-Edebiyat Fak.Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü / DENİZLİ