Şair Fuzûlî, kâtiplerin yaptığı yanlışlardan bîzâr olduğu bir sırada,
Kalem olsun eli ol kâtib-i bed-tahrîrin
Ki fesâd-ı rakamı sûrumuzu şûr eyler
Gâh bir harf sukûtiyle kılur nâdir’i nâr
Gâh bir nokta kusuriyle gözü kör eyler
diye beddua etmişti. Eski yazıda kısa ünlüler çoğu kez bir işaretle gösterilmediği ve bazı harfler arasındaki farklar harfin üzerine konan nokta işaretleriyle belirtildiği için yazıyı yazış esnasında kelimelerin imlâsındaki küçük aksamalar ve kusurlar büyük hatalara yol açabiliyordu. Eski yazıda ‘r’ ile ‘z’ harfleri arasında sadece bir nokta işareti farkı vardır. Yazı yazan biri dalgınlıkla ‘r’ harfinin üzerine nokta koymayı unutursa “göz” yerine “kör” yazmış olur. Böyle bir durum da anlamın değişmesine yol açar.
Eski devirlerde olduğu gibi günümüzde de herhangi bir yazıda veya edebî metin üzerinde yapılan bazı hatalar büyük yanlışlara sebep olabiliyor. İşte bu tür hatalardan biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanında yer alıyor.



Bilim ve sanat alanında intihal yaygın bir şekilde karşımıza çıkmakta, bilim ve sanat hayatının gittikçe kirlenmesine yol açmaktadır. İşin daha vahim tarafı, üniversiteler de dâhil olmak üzere, ilgili kurum ve kuruluşların, yayın organlarının, yetkili kişilerin konuya duyarsız kalması, intihale karşı gerekli tedbiri almaktan uzak bulunmasıdır. Böyle bir ortamda intihalin ileri seviyede artış göstermesi kaçınılmaz olmaktadır. Bu tür problemlerle sık sık karşılaşan biri olarak burada intihal kavramı üzerinde durduktan sonra mensur şiir üzerine yazdığımız bir makaleden yapılan intihali konu edinmek istiyoruz.