İstiklâl Harbi içerisinde 1921’de yazılan ve meclis tarafından millî marş olarak kabul edilen İstiklâl Marşı, bugün için üzerinde anlaşılmış, eleştirel bakışa kapalı, millî mutabakat metni şeklinde anlam kazanmış görünmektedir. Oysa yazılıp millî marş olarak teklif edildiği günlerde İstiklâl Marşı’na bazı itiraz ve eleştiriler gelmiş, bu eleştiriler 1930’lu ve 1940’lı yıllarda, hatta daha sonraki yıllarda da sürmüştür. Fakat, İstiklâl Marşı’na yöneltilen eleştirel bakış, geniş çevrelerin ve araştırmacıların dikkatini gereğince çekmiş görünmemektedir. Bu yazımızda, İstiklâl Marşı’na ve Mehmet Âkif’e yönelik diğer karşı çıkışların ve eleştirilerin ayrı bir yazının konusu olduğunu belirterek, Nâzım Hikmet’in Kuvâyi Milliye Destanı’nda İstiklâl Marşı’na ve Mehmet Âkif’e yönelttiği eleştirel bakışı ele almak istiyoruz.

.:: Duyuru ::.



Bu bildirimizde Şeyh Bedreddin etrafında oluşan tarih metinleriyle Nâzım Hikmet'in 1936'da yayımlanan Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'nı metinlerarasılık düzleminde ele almak, söz konusu metni tarih-sanat eseri, tarih-kurmaca, tarih-ideoloji, gerçeklik-kurmaca, tarihin sanat eserine dönüştürülmesi yahut sanat eserinde dönüştürülmesi gibi problemler çerçevesinde tartışmak istiyoruz.