.:: Duyuru ::.
Üyelerimizin sitemize eklediği "Akademik Form"lar, yaşanan yoğunluk sebebi ile gecikme ile yayımlanmaktadır. Göstereceğiniz anlayışa şimdiden teşekkür ederiz...

Site Bilgileri

Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 2
GooglebotYahoo

Ziyaretçi: 4
Toplam: 6

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Üye Sayısı: 20
a.kocakoglu Admin
azeri cgariper
dmitrogen Ercan_Köksal
Halide KILINÇASLAN hameyka
Havva Çalışkan hmhm
ikilincarslan karahan1538
MKORGA orhangudek
ORÇUN ÜNAL seoboy
serdoğan seren
stiken tulufer

Siteye Yazanlar:
  1    Admin 490
  2    cgariper 18
  3    ibrahim tüzer 6
  4    dz 3
  5    Ulutaş Nurullah 3
  6    VEYSELŞAHİN 3
  7    nolens 2
  8    a.kocakoglu 2
  9    saadettinyildiz 2
  10    Nuri Sağlam 2


Makaleler:
  Son 1 Saat: 0
  Bugün: 0
  Bu Ay: 6
  Toplam: 549
  Onay Bekleyen: 11


Kayıtlı Kullanıcı:
  Yeni Kayıt:1
  Son 1 Saat:0
  Bu Ay:82
  Toplam:3844
  Yasaklı:0

Son Kayıtlı Kullanıcı:
cenubi

Reklam

Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Takvim

«    Mart 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Anket

Sitemizin Yeni Temasını Nasıl Buldunuz?

Mükemmel
İyi
İdare Eder
Kötü


     Başlığa bakıp da Refik Halit'in Yezidî olduğunu ileri süreceğim zannedilmesin. Hayır, böyle bir amacı yok bu yazının. Niyetim, yazarın Yezidin Kızı[1] adlı yapıtını ele almak; romandaki Yezidîlerin tarihine, yaşamlarına, inançlarına, gelenek ve göreneklerine ilişkin bilgileri saptamak.

Yazar: Admin

TURGUT UYAR’IN ŞİİRLERİNDE MODERN KENT İMGESİ
DOÇ. DR. ALÂATTİN KARACA

- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın

 

 

Yazar: Admin

alt     İstanbul'da bir kahvehanenin tavanında, tersten işlenmiş bir şiir varmış. Müşteriler, boyunlarını yukarı kaldırır; ancak bir türlü yukarıdaki ters yazılmış bilmeceyi okuyamaz, çözemezlermiş. Ve kimsenin aklına, bir ayna tutup da okumak gelmezmiş tavandaki bilmeceyi. Oysa diyor Ayhan; "... ele bir ayna alınsa, tersinden olan şeyleri ayna doğrultur. (...) Ama kimse, Yunanca adlı bir ülkede zihnine almaz bir ayna!"  Şair, bunu kendi şiirleri için söylüyor aslında. Şiirlerini ters, anlaşılmaz, kapalı bulanlara yanıt veriyor böylece. Gerçekten de onun şiirleri, alışılmış algılama tarzına, alışılmış poetik mantığa ve şiir diline ters bir şiir; sıkı bir şiir yani. Kendini kolayca ele vermiyor. Bunun ilk nedeni, kuşkusuz ters dili; ikinci nedeniyse, sıkı örülmüş olması.

Yazar: Admin

alt     Bu yapıtta ilk kez yayımladığımız belge ve mektuplarda, şairin Büyük Doğu'yu çıkarmak için verdiği mücadeleyi, karşılaştığı engelleri, dergi/gazete hakkında tutulan raporları, yasaklama, kapatma kararlarını, hapis günlerini, aldığı yardımları, yerinde duramayan hiperaktif kişiliğini, dünyaya üstten bakan benini bulmak mümkün... Evet, bütün bunları görmek mümkün mektuplarda.

    Böylece şair Necip Fazıl'ın, bir başka yönünü; dava adamı kimliğini daha yakından tanıyor, siyasal mücadelesine tanık oluyoruz. Onun CHP'ye bakışını; CHP'nin ona bakışını, davasını, Adnan Menderes'e ve Demokrat Parti'ye ilişkin değerlendirmelerini, dönemin kimi bürokratlarına ilişkin düşüncelerini...

     Mektuplar bir başka açıdan da dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in Necip Fazıl'la ve basınla olan ilişkilerine ışık tutuyor. Yakın tarihin, ama çoğu henüz karanlıkta kalmış, örtülü bir tarihin perdelerini aralıyoruz.

     Zayıf bir ışık süzülebiliyor ancak tarihin bu karanlık odasına... Süzülüyor ve yalnızca birkaç tozlu sayfanın üstüne düşüyor. Görünen ve okunabilen birkaç sayfa.

     LOTUS YAYINLARI, 2009.

Yazar: Admin

İLHAN BERK’TE ŞİİR-RESİM ETKİLEŞİMİ
DOÇ. DR. ALÂATTİN KARACA
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

Yazar: Admin
alt     İlhan Berk, kimi söyleşilerinde; "her şairin bir kenti olması gerekir" der. Yahya Kemal'in kenti, tam da bu söze uygun olarak İstanbul'dur, şiirlerindeki ana figür bu kenttir. Şair, söyleyeceklerinin neredeyse hepsini bu kent üzerinden söyler. O nedenle bir ‘İstanbul şairi' olarak tanınması doğal. Ancak bu yazıda, asıl niyetim, şairin şiirlerinden örnekler vererek bir İstanbul betimlemesi yapmak değil; kente bakışını, kent bağlamında gelenekle modernite arasında nerede durduğunu, hangi kentin şairi olduğunu saptamak. Onun betimlediği, bir imparatorluk kültürünün başkenti mi, bir ulus-devlet kenti mi, yoksa Anadolu'dan göç alan, sanayileşen, betonlaşan bir modern kent mi? Çünkü Yahya Kemal, 1884'te doğup, 1958'de vefat etmiş; dolayısıyla Meşrutiyet'e, Birinci Dünya Savaşı'na, Cumhuriyet'e, İkinci Dünya Savaşı'na ve çok partili döneme tanık olmuş bir şair; yani saltanattan Cumhuriyet'e, imparatorluktan ulus devlete ve modern topluma değin, Türkiye'de yaşanan ‘inkılâplar zinciri'nin tanığı. Doğrusu, Türk şiirinin bu büyük ustasının, kent bağlamında, tanık olduğu bu büyük toplumsal değişme sürecine, modern topluma ilişkin tavrını merak etmemek elde değil.
Yazar: Admin

İkinci Yeni Şairlerine Göre Yahya Kemal
Doç. Dr. Alâattin Karaca
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 
Yazar: Admin
alt     Eski İstanbul deyince, benim aklıma ilkin Reşat Ekrem Koçu, Ahmet Rasim, Ercümend Ekrem Talu, Refii Cevat Ulunay, Sermet Muhtar Alus ve Musahipzade Celal gibi isimler geliyor. Tanzimat sonrası Türk edebiyatında eski İstanbul hayatını en çok konu edinen yazarlar da herhâlde onlar. Saydığım gibi, Sermet Muhtar Alus bu yazarlardan biri. Neler yazmamış ki!... Kimi kitap hâlinde basılmış, kimi gazete ve dergi sayfalarında kalmış romanları, hikâyeleri, oyunları ve tabii ki anılarında, eski İstanbul'u; semtleri, gelenek görenekleri, konakları, mesire yerleri, kabadayıları, tulumbacıları, hovardaları, kantocuları, tiyatro oyuncuları, yosmaları, çarşıları ve pazarlarıyla gözlerimizin önünde yeniden canlandırıyor yazar. Kısacası eski İstanbul, onun yazı ve romanlarında tüm renkleriyle âdeta resmigeçit yapıyor. Domates, biber, sakal, bıyık, sivrisinek, kocakarı ilâçları, eski yangınlar, sazendeler, hanendeler ve daha neler.. Hemen her şeyden söz etmiş üstat. Tespit edebildiğim kadarıyla Alus, eski İstanbul'da balıkçılık ve balıklara dair yazılar da kaleme almış. Bunlar, "Balık Avı ve Edevatı" (Akşam, 15 Nisan 1940), "İstanbul'un Balıkları" (Akşam, 13 Nisan 1940) ve "Çinakop Bolluğu" (Akşam, 23 Şubat 1951) başlıklarını taşıyor. Eski İstanbul'un balıklarından ve balık avlarından söz eden bir başka yazar da Musahipzade Celal. Eski İstanbul Yaşayışı adlı eserinde bu bilgileri bulmak mümkün. İlginç ve unutulmuş bilgiler yer alıyor söz konusu yazılarda. Uzun olduğu için hepsini aynen aktarmak mümkün değil. O nedenle kendimce bir tasnif yaparak, bu yazılarda, eski İstanbul'daki balıklara ve balıkçılığa dair bilgileri aktarmak istedim.
Yazar: Admin
alt     Ece Ayhan, poetikasını sivil toplum düşüncesi üzerine kurmuş bir şair. Şiirleri de bu düşünceye uygun. O nedenle her türlü otoritenin, iktidarın ve devletin dışında; hatta karşısında, uçta bir şiir Ece Ayhan'ınki. Verili her şeye; düşünceye, tarihe, sanata, şiire kuşkuyla yaklaşması ve bunları, cezalandırılma pahasına sorgulaması, karaşınlar, ‘hâl ve gidişi sıfır olanlar' dediği, dışta bırakılmış, kara bir coğrafyada yaşayan sivilleri konu edinmesi, hep sivil toplum düşüncesinden kaynaklanmakta. Onun için bu topluma, toplumdaki ‘işletilen yürürlük'e, düşünce serüvenine, bu toplumun tarihine, aydınlarına, sanatçılarına, eğitim sistemine, algılama ortalamasına ‘yenilmez yutulmaz eleştirileri' var. Bozuk ve seviyesiz bir anlayışın ve algılama biçiminin tüm topluma egemen olduğunu ileri sürmekte.
Yazar: Admin

Ïåğåìåñòèòüñÿ íàâåğõ Ana Sayfa Üye Kaydı! Konu Ekle | İletişim Adresi: Pamukkale Ünv. Fen-Edebiyat Fak.Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü / DENİZLİ