Tem
12
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAVUZ BÜLENT BAKİLER'İN ŞİİRLERİNDE DİNÎ DUYARLILIK / PROF.DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

YAVUZ BÜLENT BAKİLER'İN ŞİİRLERİNDE DİNÎ DUYARLILIK

PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Nis
1
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DOĞUMUNUN 106. , VEFATININ 35. YIL DÖNÜMÜNDE ARİF NİHAT ASYA’NIN “NAAT”I ÜZERİNE BİR TAHLİL / PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

DOĞUMUNUN 106. , VEFATININ 35.  YIL DÖNÜMÜNDE ARİF NİHAT ASYA’NIN “NAAT”I ÜZERİNE BİR TAHLİL
PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

Mrt
8
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

MEMDUH ŞEVKET ESENDAL’IN HİKÂYE VE ROMANLARINDA TOPLUMSAL DEĞİŞMENİN “EV”E YANSIMALARI / PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

     İnsanı diğer canlı varlıklardan ayıran en önemli farklılıklardan biri, atalarından devraldığı mirası geliştirip devam ettirmek suretiyle bir “kültür” ve “medeniyet” yaratabilmesidir. Hayatın her alanında görebileceğimiz bu yeteneğin en somut görünümlerinden biri, insanın mekâna bağlı hayatında karşımıza çıkar. Doğal mağaralarda başlayan insanın mekâna bağlı hayatı, dünden bugüne uzanan süreçte çadır, kulübe, ev, konak, yalı, köşk, saray, apartman, gökdelen, gecekondu, pansiyon adı altında pek çok farklı mesken tipi; sokak, mahalle, cadde; köy, kasaba, şehir/kent adı altında da pek çok farklı yerleşim biriminde değişerek gelişmiştir. Mesken tipleri ve yerleşim birimlerinin, genel çerçevede belli bir evrensellik gösterse de, yakından bakıldığında belirgin biçimde millî ve yer yer de mahallî bir kimliğe sahip olduğu görülür. Zira insanın bu bağlamda var ettiği her türlü somut değer, doğrudan doğruya kültürün temel unsurları arasında yer alır.

Ekm
1
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

BALKAN SEYAHATİ İZLENİMLERİ / PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt   Mehmet Âkif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı ile Uluslararası Novi Pazar Üniversitesi'nin ortaklaşa düzenledikleri Uluslararası Mehmet Âkif ve Balkanlar'da Kültür ve Düşünce Hareketleri ve Yeniden Yapılanması Sempozyumu vesilesiyle Balkanlar'daki Osmanlı coğrafyasının küçük bir kısmını ilk defa görme imkânım oldu. 24 Mayıs 2009 Pazar günü saat 13.25'te İstanbul Atatürk Hava Limanından başlayan yolculuğumuz 31 Mayıs 2009 Pazar günü saat 17.00'de yine aynı mekânda sona erdi.

    Gezip gördüğümüz topraklar, İkinci Dünya Savaşından sonra kurulan eski Yugoslavya'nın (Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti) 1992'den itibaren dağılması sonucu oluşan yedi yeni devletten (Bosna-Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Slovenya, Kosova) üçüne (Sırbistan, Kosova, Makedonya) aitti. Hemen belirteyim ki, bölge hâlâ bir barut fıçısı gibi. Onca farklı ırk, din, dil ve kültürün iç içe geçtiği ve sınırların çoğu yerde masa başında çizildiği bir coğrafyada, küçük bir kıvılcımın büyük bir yangına sebep olması içten bile değil. Dün ve bugün olduğu gibi, yarın da çıkabilecek bir yangında en büyük acıyı yine Müslümanlar yaşayacak.

Kas
26
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ŞİİRLERİNDE HİKEMÎ TARZ VE TAVIR /PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt     "Hikemîlik", "hikemî edâ", "hikemî şiir", Türk kültürü ve edebiyatının ana damarlarından birini oluşturur. Yahya Kemal Beyatlı, başta Rübâîler olmak üzere Kendi Gök Kubbemiz ve Eski Şiirin Rüzgârıyle isimli kitaplarında yer alan şiirlerinde ele aldığı konu ve temalarla (sonsuzluk, yaşlılık, fânîlik, aşk, şiir, vatan, İstanbul vb.) ilgili olarak sık sık hikemî söyleyişlerde bulunur. Bunun için duygu, düşünce ve kanaatlerini olabildiğince ayrıntı ve fazlalıklardan temizleyip söz imbiğinde damıtmak suretiyle mısrada teksif eder. Dolayısıyla hikemîlik, hikemî edâ veya hikemî tarz ve tavır, onun şiirlerinin hem muhteva hem dil hem de üslûp bakımından önemli ve belirgin niteliklerinden birisi olur.

Kas
13
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ŞİİRLERİNDE HÂTIRA VE HATIRLAMA /PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt     "Zaman", başlangıcından beri insan zihninin; dolayısıyla felsefe ve sanatın önemli konularından biri olagelmiştir. Bir anlayışa göre "geçmiş", "hâl" ve "gelecek", akıp giden zamanın üç farklı boyutunu veya üç ayrı kesitini oluşturur. Söz konusu zaman boyutları/kesitlerinden "geçmiş", insan zihninin "hatırlama", "gelecek" ise "hayal etme" melekesiyle yakından alâkalıdır. Gerçekte sadece "hâl"de yaşama imkânına sahip olan insan, belirtilen melekeleriyle "şimdiki zaman"a, "geçmiş" ve "gelecek"i de eklemek suretiyle, zamanın üç farklı boyutunda veya kesintisiz bir zaman ortamında yaşama imkânı elde etmiş olur. Hiç şüphesiz bu durum ona, "hâl"in dar kalıplarından kurtularak daha geniş veya derin bir zaman boyutunda yaşama imkânı bahşeder.
     Burada belirtmek gerekir ki, dar bir zamana, "ân"a veya "hâl"e hapsedilmiş olmak, insanın hayatında yüz yüze kaldığı trajik durumlardan birisidir. Hatırlama, ân'ın dar cenderesine sıkışıp kalmış olan insanın -bir anlamda- bu durumdan çıkış/kurtuluşunun yollarından birisidir. İnsanın kendi geçmişini aşarak, mensubu bulunduğu milletin tarihine yönelmesi ve onunla bütünleşmesi, söz konusu trajediden kurtulmasında ona çok daha geniş ve derin bir zaman koridoru kazandırır. Üstelik zamanda tarih koridoru, yine bireyin hayatında yüz yüze kaldığı bir başka trajik durum olan "kader" veya "ölüm"den kurtulup ölümsüzlüğe kanat açışıdır da.

Mrt
20
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

METİN TAHLİLLERİNE GİRİŞ/1 ŞİİR ÜZERİNE/Arş.Gör.Oğuzhan Karaburgu

alt   Metin tahlillerinin Batıdaki serüveni düşünüldüğünde bizdekiyle kıyaslanamayacak kadar uzun bir geçmişe sahip olduğu görülür. Uzun bir zaman bizde sübjektif değerlendirmelerin dar kalıbında mevcudiyetini devam ettiren metin tahlili anlayışı, ilmî bir bakış açısına ancak 1940’lı yıllardan sonra kavuşmuştur. Esere dönük metin tahlilinden bahsederken Mehmet Kaplan ismini burada hatırlamak yerinde olacaktır.
   Metin tahlillerinin Batıdaki serüveni düşünüldüğünde bizdekiyle kıyaslanamayacak kadar uzun bir geçmişe sahip olduğu görülür. Uzun bir zaman bizde sübjektif değerlendirmelerin dar kalıbında mevcudiyetini devam ettiren metin tahlili anlayışı, ilmî bir bakış açısına ancak 1940’lı yıllardan sonra kavuşmuştur. Esere dönük metin tahlilinden bahsederken Mehmet Kaplan ismini burada hatırlamak yerinde olacaktır.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...