Ara
27
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

“BEN İSMET ÖZEL ŞAİR…”E DAİR / SELÇUK ATAY

“BEN İSMET ÖZEL ŞAİR…”E DAİR / SELÇUK ATAY             İsmet Özel’i pek de yakından takip etmeyenlerin bile malumu olduğu üzere bundan yaklaşık üç yıl önce İbrahim Tüzer’in Dergâh Yayınları arasından “Şiire Damıtılmış Hayat: İsmet Özel” adlı doktora çalışması yayımlandı.Ağyarını mânî, efradını câmî olduğunu düşündüğüm bu kitap için İsmet Özel de bir “takriz” yazısı yazmıştı.

             Reşit Güngör Kalkan’ın kitabının diğer kitaplarla olan ilişkisinin ne kadar ve ne yönde olduğu bir yana bu yazımda, İbrahim Tüzer’in kitabındaki dikkatlerle olan benzerliğinden kısaca bahsetmek istiyorum. Kaleme alınanların, dikkatli bir bakış açısıyla objektif olarak okuma çabası içerisinde olan bir okurun gözüne çarpanları not edip bunlardan birkaçını paylaşma çabası olarak kabul edileceğini umuyorum.

Mrt
24
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KASSANDRA DAMGASI’NIN EKSİLTİLEN MESAJI: TEVÂRÜS EDEN KÖTÜLÜK VE YENİDEN DOĞAN İNSAN: “UZAY RAHİBİ FİLOFEY” / YARD.DOÇ.DR. İBRAHİM TÜZER

     Kassandra Damgası’nın fiktif yapısı içerisinden reel boyuta ulaşan en temel gerçeklik, insanların kendi sonlarını yine kendi elleriyle hazırlıyor olmalarıdır. Bitmek bilmeyen ihtiraslar, sonu gelmeyen siyasî emeller, kişisel çıkarlar uğruna yozlaştırılarak sıradanlaştırılan insanîlik, bilinçsizce tüketilen temel barınağımız/tabiat ve kendi varlık şartlarının uzağına düşerken en keskin biçimde ötekileşen kalabalık. Tüm bu yitime uğratılan değerlerin ortak noktası ise dünya kurulduğundan bu yana nesilden nesle aktarılırken biraz daha katmerleşen ve meşruiyet alanını arttıran kötülük. Aytmatov’un eserinin merkez noktasında bulunan bu fenomen, romanda hem bireyler arasındaki trajik çatışmada hem de vaka gelişiminde yer alan metin halkalarının oluşumunda yeni anlam alanlarına açılarak belirgin kılınmaya çalışılır.

Mrt
4
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

‘ALNINDA İMPARATORLUKLAR’ BARINDIRAN BİR ŞAİR: İSMET ÖZEL VE ŞİİRLERİNDE BEDENİN HORLANIŞI

alt     İsmet Özel, ilk dönemde kaleme almış olduğu şiirlerinde, ben’inin dünyayla olan etkileşimi sonucunda ortaya çıkan huzursuzluğunu, kendi bedeninin sair azalarını horlayarak dikkatlere sunmaktadır. Cinselliğin de yoğun bir biçimde kullanıldığı bu şiirlere baktığımızda şairin bedenine, Türk şiirinde örneğine rastlanmayacak bir sertlik ve cesaretle yaklaştığı görülmektedir. “O Bağımsız Dağların”, “Tüfenk”, “Waterloo’da Bir Dişi Kedi” “Geceleyin Bir Korku”, “Evet, İsyan” gibi şiirlerde bunun örneklerini görmek mümkündür.

     ‘Bezgin’, ‘yorgun’, ‘pis’, ‘çirkin’, ‘iğrenç’, ‘karakavruk’ olarak tanımlanan ve ‘utançla oğuşturulan’ yüz; ‘hor’ görülen ‘bacaklar’; ‘sarışın’ olan bir beden ve dahası, Özel’in şiirlerinde kolayca söz konusu edilir. Ataol Behramoğlu’nun da belirttiği gibi bedeniyle bu denli uğraşan, kendini fiziksel olarak bu denli horlayan bir başka şair göstermek gerçekten zordur.

Kas
8
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KİMLİKLERİN ÇATIŞTIĞI MEKÂN: “KİRALIK KONAK” VE EVİNİ/EVRENİNİ ARAYAN NESİLLER / DR. İBRAHİM TÜZER

alt     Yakup Kadri Karaosmanoğlu, kaleme almış olduğu “Kiralık Konak” isimli romanında, girilen yeni medeniyet dairesinin, nesiller üzerinde meydana getirdiği etkiye dikkat çeker. Kimliklerini “Kiralık (bir) Konak”da oluşturmaya çalışan üç farklı kuşak söz konusu edilir eserde. Bu makalede, sözü edilen nesillerin mekâna/“Kiralık Konağa” bağlı kalarak çatışan kimlikleri, bu çatışmanın huzursuzluğuyla kendi evine/evrenine yönelen insanların durumu incelenmeye çalışılacaktır.

Ekm
10
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KEMAL TAHİR VE “SAĞIRDERE” GERÇEKLİĞİ ÜZERİNE / DR. İBRAHİM TÜZER

alt     Temel fikri, olayları maddî ve ekonomik nedenlerle açıklamak olan Marksist felsefede, insanın en büyük ihtiyacının hayatını kazanmak olduğu üzerinde durulur ve tarih boyunca insanlar arasında meydana gelen ilişkilerin ve sınıfsal çatışmaların bu kazanım etrafında geliştiği ifade edilir. Ekonomik teori üzerine oturtulmuş olan bu felsefede, üretim güçleri ve üretimi yapan sosyal gruplar arasındaki bağ, o toplumun ekonomik yapısını oluşturmaktadır.  Bu yapıyı meydana getiren insanlar, üretime bizzat katıldıklarından dolayı kendi yaşama araçlarını da üretmiş olurlar. “Alt yapı” adı verilen bu ekonomik yapı, kaydetmiş olduğu ileri/geri gidişlerle toplumun “üst yapı”sını yani ahlakî ve sanat anlayışını belirlemektedir.  

Eyl
28
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

CENGİZ AYTMOTOV'UN “KASSANDRA DAMGASI” / DR. İBRAHİM TÜZER

alt     Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Sayın Prof. Dr. Sadık TURAL Bey’in “Yazarlar, atalarından aldıklarını fikir eserleri, edebiyat eserleri yapıyorlar; onlar, yazarlar atalarının sözcüsüdür. dediği gibi, dünyaca tanınmış, romanları ve hikayeleri dünyada bir rekor olmak üzere 153 dile çevrilmiş olan Cengiz AYTMATOV, atalarının eserlerini en güzel şekliyle değerlendirip, sadece Kırgız halkının ve Türk dünyasının değil, tüm insanlığın hizmetine sunan bir sanatçıdır.
     Cengiz AYTMATOV, sanatını, geçmiş ve gelecek arasında köprü vazifesi gören efsanelerden, destanlardan ve mitolojilerden alarak, Batı ve Doğu halklarının kültürünü mükemmel şekilde sentezleyerek oluşturmaktadır. Yazar, bu tarihin derinliklerinden gelen insanî değerler ile günümüz insanının kültürünü bir potada eriterek, insanların, hayvanların ve tabiatın problemlerine karşı çözümler aramaktadır. Aytmatov, dünyada aynı mekanı paylaşıp aynı havayı teneffüs eden her canlının, sorunsuzca yaşamasını dilemekte ve bu sorunlara kalemiyle çözümler bulmaya çalışmaktadır.
 

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...