Ara
27
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

“BEN İSMET ÖZEL ŞAİR…”E DAİR / SELÇUK ATAY

“BEN İSMET ÖZEL ŞAİR…”E DAİR / SELÇUK ATAY             İsmet Özel’i pek de yakından takip etmeyenlerin bile malumu olduğu üzere bundan yaklaşık üç yıl önce İbrahim Tüzer’in Dergâh Yayınları arasından “Şiire Damıtılmış Hayat: İsmet Özel” adlı doktora çalışması yayımlandı.Ağyarını mânî, efradını câmî olduğunu düşündüğüm bu kitap için İsmet Özel de bir “takriz” yazısı yazmıştı.

             Reşit Güngör Kalkan’ın kitabının diğer kitaplarla olan ilişkisinin ne kadar ve ne yönde olduğu bir yana bu yazımda, İbrahim Tüzer’in kitabındaki dikkatlerle olan benzerliğinden kısaca bahsetmek istiyorum. Kaleme alınanların, dikkatli bir bakış açısıyla objektif olarak okuma çabası içerisinde olan bir okurun gözüne çarpanları not edip bunlardan birkaçını paylaşma çabası olarak kabul edileceğini umuyorum.

Ekm
1
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

BALKAN SEYAHATİ İZLENİMLERİ / PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt   Mehmet Âkif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı ile Uluslararası Novi Pazar Üniversitesi'nin ortaklaşa düzenledikleri Uluslararası Mehmet Âkif ve Balkanlar'da Kültür ve Düşünce Hareketleri ve Yeniden Yapılanması Sempozyumu vesilesiyle Balkanlar'daki Osmanlı coğrafyasının küçük bir kısmını ilk defa görme imkânım oldu. 24 Mayıs 2009 Pazar günü saat 13.25'te İstanbul Atatürk Hava Limanından başlayan yolculuğumuz 31 Mayıs 2009 Pazar günü saat 17.00'de yine aynı mekânda sona erdi.

    Gezip gördüğümüz topraklar, İkinci Dünya Savaşından sonra kurulan eski Yugoslavya'nın (Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti) 1992'den itibaren dağılması sonucu oluşan yedi yeni devletten (Bosna-Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Slovenya, Kosova) üçüne (Sırbistan, Kosova, Makedonya) aitti. Hemen belirteyim ki, bölge hâlâ bir barut fıçısı gibi. Onca farklı ırk, din, dil ve kültürün iç içe geçtiği ve sınırların çoğu yerde masa başında çizildiği bir coğrafyada, küçük bir kıvılcımın büyük bir yangına sebep olması içten bile değil. Dün ve bugün olduğu gibi, yarın da çıkabilecek bir yangında en büyük acıyı yine Müslümanlar yaşayacak.

Mrt
2
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL ŞİİRİNDE ANAKRONİNİN DİYALEKTİĞİ / DOÇ. DR. YUNUS BALCI

alt     Yirminci yüzyıl Türk şiirinin en büyük isimlerinden biri olan Yahya Kemal'in şiirlerinde özellikle sosyal düşünceler bakımdan birbirinin içine giydirilmiş oldukça zengin bir içerik vardır.  Ahmet Hamdi Tanpınar, hocası ve daha sonra da yakın arkadaşı olacak olan Yahya Kemal'den bahsederken "Yahya Kemal'in düşüncesi mekân gibi zaman da tanımıyordu. Daima terkibin peşinde koştuğu için bütün milli tarih, insan evolutionu ile beraber ordaydı. Malazgirt muharebesi İstanbul fethiyle, Milli mücadele Fransız ihtilaliyle omuz omuzaydılar."(Tanpınar 1986, 13) der. Bu cümle Yahya Kemal'deki konu çeşitliliğini vermenin yanında ondaki sosyal zaman fikrini de ifade etmektedir; fakat bunun kronolojik bir mantığın dışında işlediğini de dile getirmektedir. "Kökü mazide olan atiyim" mısraında da anlamını bulduğu üzere Yahya Kemal şiirinde karşımıza çıkan geçmiş-bugün -gelecek arasındaki karışık düzen, kimi zaman bilinçli bir anakroniyi oluşturmaktadır. Ancak kronolojik mantık çerçevesinde bakıldığından bir mantık dışılık gibi görünen bu algının, gerçekte batı sanat ve edebiyatında oldukça önemli bir kullanım alanı vardır. (Genette 1988, 21-32)  Şüphesiz kronoloji, modern açıdan tarih duygusu karşısında önemli bir yere sahiptir. Çünkü tarih, belli bir yönde gerçekleşen bir değişimdir. Bu bakımdan anakroninin, bu mantıkta uyandıracağı uyumsuzluk, sanatlarda kolaylıkla kullanılabilmektedir. (Hobsbawm 2001, 35) Yahya Kemal şiirindeki bu uyumsuzluğu anlayabilmek için kısmen de olsa Yahya Kemal'in bağlı bulunduğu zaman fikrini biraz açmak gerekmektedir.

Mrt
2
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ÖLÜMÜNÜN 50.YILINDA YAHYA KEMAL KİTABI / MURAT ERDEM

alt     2008 yılı Yahya Kemal çalışmaları açısından oldukça verimli bir yıl oldu. Gerek İstanbul ve Ankara gibi bilimsel, akademik ve sanatsal etkinliklerin merkezi konumundaki illerde, gerekse Kahramanmaraş, Van, Adıyaman gibi taşra illerinde, Yahya Kemal hakkında çalışmalar, sempozyumlar ve yayınlar yapıldı.

     Yapılan yayınların en önemlilerinden biri editörlüğünü Duran Boz'un yaptığı Yahya Kemal Kitabı kuşkusuz. Bu çalışmanın gerek biçim, gerekse içeriği itibariyle, Türkiye'nin bütününe hitap eden bir çaba olarak görülmesi gerekir. Zira kitabın oluşum öyküsü de bu düşünceyi doğrulamaktadır: Kitaptaki yazıların çoğu, farklı illerde ve farklı akademik birimlerde görev yapan kişiler tarafından yazılmış. Duran Boz, Balıkesir'den Muğla'ya, İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Van'a, Afyon'dan Kahramanmaraş'a, konu ile ilgili yazarları editörlüğünü yaptığı Yahya Kemal Kitabı'nda buluşturmayı başarmış.

     Kapsamlı bir çalışma niteliğindeki (422 sayfalık) Yahya Kemal Kitabı, Kahramanmaraş Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yayımlanmış. Kitap yalnız ebadı ve sayfa sayısı ile değil, içerdiği yazılarla da Yahya Kemal'in dünyası ve şiiri konusunda şimdiden önemli bir başvuru metni olmaya aday. Sanırım bu konuda çalışanlar açısından görmezlikten gelinemeyecek bir kaynak. Kitap şu ana başlıklardan oluşuyor: "Yahya Kemal (Hayatı-Sanatı-Düşünceleri)", "Yahya Kemal Şiiri Üzerine", "Yahya Kemal'in Yazılarından Seçmeler", "Yahya Kemal'in Şiirlerinden Seçmeler", "Yahya Kemal'den Seçme Rübâîler", "Yahya Kemal'e Şiirler", "Yahya Kemal'in Bestelenmiş Şiirleri", "Yahya Kemal Kronolojisi", "Yahya Kemal Kaynakçası (Tez Çalışmaları, Dergi Özel Sayıları)", "Yahya Kemal Beyatlı'nın Şeceresi."

Şub
19
2009
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN Ş E M 'İ M O L L A ADLI HİKÂYESİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME / YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER

alt     Yahya Kemal, konusunu Osmanlı’nın çöküş döneminden alan Şem’i Molla adlı hikâyesinde son dönem Osmanlı bürokrasisini ve devlet sisteminin işleyişini ele alır. Yazar, Şem’i Molla’da gelenekli anlatıma yaklaşan bir üslûpla Osmanlı devlet adamlarının ihtiras ve entrikalarını dikkatlere sunar.

Kas
26
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ŞİİRLERİNDE HİKEMÎ TARZ VE TAVIR /PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt     "Hikemîlik", "hikemî edâ", "hikemî şiir", Türk kültürü ve edebiyatının ana damarlarından birini oluşturur. Yahya Kemal Beyatlı, başta Rübâîler olmak üzere Kendi Gök Kubbemiz ve Eski Şiirin Rüzgârıyle isimli kitaplarında yer alan şiirlerinde ele aldığı konu ve temalarla (sonsuzluk, yaşlılık, fânîlik, aşk, şiir, vatan, İstanbul vb.) ilgili olarak sık sık hikemî söyleyişlerde bulunur. Bunun için duygu, düşünce ve kanaatlerini olabildiğince ayrıntı ve fazlalıklardan temizleyip söz imbiğinde damıtmak suretiyle mısrada teksif eder. Dolayısıyla hikemîlik, hikemî edâ veya hikemî tarz ve tavır, onun şiirlerinin hem muhteva hem dil hem de üslûp bakımından önemli ve belirgin niteliklerinden birisi olur.

Kas
15
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İKİNCİ YENİ ŞAİRLERİNE GÖRE YAHYA KEMAL / DOÇ. DR. ALÂATTİN KARACA

İkinci Yeni Şairlerine Göre Yahya Kemal
Doç. Dr. Alâattin Karaca
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Nis
24
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ÖMER SEYFETTİN’İN HİKÂYELERİNDE GİRİŞLER VE BİTİŞLER / PROF. DR. HASAN BOYNUKARA

alt   Bu bildiride, Ömer Seyfettin’in öykülerinde giriş ve bitişler ele alındı. Bir öykünün başarısının değerlendirilmesinde başvurulan ölçütler arasında giriş ve bitişler belirleyici bir niteliğe sahiptirler. Giriş, öyküde gelişecek olay ya da olayların hazırlanması aşamasıdır ve okuyucuya çıkarılmış bir daveti olarak kabul edilebilir. Gereksiz ayrıntılardan uzak, amaca kilitlenmiş bir giriş, okuyucunun hikayeyi okumaya devam edip etmemesinde önemli bir etkendir. Yazarın öykülerinde genel olarak iki tip giriş olduğu saptandı; geleneksel öykü formunda karşılaşılan, açıklama ve tasvirlerle başlayan girişler ve in media res denilen, hikâyeni ortadan başlatıldığı girişler. Çalışmada başarılı ve başarısız girişlere örnekler verildi.
   Benzer biçimde bitişler üzerinde duruldu. Bitişler okuyucu açısından en önemli bölümü oluştururlar. Hatta bazı durumlarda hikâyenin başarısı, bitişindeki ustalığa bağlıdır. Olayların aydınlatıldığı, çatışmanın bir karara bağlandığı bölümdür. Yazarın öykülerinde üç tip bitiş saptandı. Şaşırtıcı bitişler (surprise ending), açık uçlu ve kapalı uçlu. En çok rastlanan bitişleri kapalı uçlu olanlardır. Yazar bazen epiloglar da kullanır. Sayıları az da olsa açık uçlu öykülerinin daha başarılı olduğu tespit edildi. Çalışmada her üç bitişe de örnekler verildi.

Nis
18
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

AHMET HAŞİM’İN ŞİİRLERİNDE ATEŞİN DİLİ / ARŞ. GÖR. VEYSEL ŞAHİN

altAhmet Haşim şiirlerinde sembollerin diliyle konuşan bir şairdir. Haşim, kendi bilinç ve bilinçaltı katmanlarını ateşin farklı görüntüleriyle dilin dünyasına taşır. Bu dil içerisinde, ateşin gizini, sıcaklığını barındırır. Sembolik yoğunluğun fark edildiği Ahmet Haşim’in şiir dili, ateş üzerine yapılacak bir yolculukla çözümlenebilir. Biz bu makalemizle Ahmet Haşim’in şiirinde ateşin görüntü seviyeleri, yerini ve önemini çözümlemeye çalıştık.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 5 ziyaretçi ile toplamda 6 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930