Ekm
13
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

“AŞK” ROMANINDA DİLİN TUHAF HALLERİ / PROF.DR. MEHMET TEKİN

     Aşk, bilindiği üzere önce İngilizce yazılmış, daha sonra Türkçeye çevrilmiş bir roman. Romanın böyle bir süreçten geçmesinden, bir yazar olarak Elif Şafak memnundur. Öyle olmalı; çünkü bu yola başvurmakla bir taşla iki kuş vurmuştur: Kitap, bu yönüyle ecnebi ve yerli okurlara seslenme fırsatını yakalar. Bu bağlamda Elif Şafak’ın, ana dili dururken neden İngilizceyi tercih ettiği sorusu -veya sorunu- tartışma konumuz değil. Daha önceki romanlar nedeniyle yakın geçmişte çokça tartışılan bu konuya, yazarın verdiği karşılıklar ortada

Eyl
22
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ŞİİRİN GİZLİ DİLİ: NÂZIM HİKMET ŞİİRİNDE ÖRTÜK İDEOLOJİK DİL / YARD.DOÇ.DR. CAFER GARİPER

    Sanat eseri, edebî eser vücut bulduğu dönemin şartlarından tamamen ayrı değerlendirilemez. Sanatkârın yaşadığı dönemin sosyal problemlerinden, ideolojisinden ve politik fikirlerinden olumlu veya olumsuz yanlarından, gelişmelerinden etkilenmesi gayet tabiîdir. Bazı sanatkârların eserlerinde devrin gelişmeleri, politik fikirleri ve ideolojisi geniş yer tutarken, bazılarınınkinde pek yansıma bulmaz. Yenileşme dönemi Türk edebiyatında bu tür sanatkâr ve sanat eserleriyle çokça karşılaşılır. Bu sanatkârlardan biri Nâzım Hikmet’tir. Nâzım Hikmet, şiirlerinde ideolojik ve politik dili kullanmakla kalmaz, çoğu kez eserlerinde heyecanını ve mücadeleci kişiliğini de yansıtır. Biz bu çalışmamızda Nâzım Hikmet şiirine Yeni Eleştiricilerin zeminini kurduğu teorik çerçevede yaklaşacak, onun şiirinde örtük ideolojik dilin şiir sanatı açısından taşıdığı değeri ve işlevlerini belirlemeye çalışacağız.

Eyl
5
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KÜRK MANTOLU MADONNA ÜZERİNE. . ./ ARŞ. GÖR. OĞUZHAN KARABURGU

     Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan romanları düşünüldüğünde Kürk Mantolu Madonna’nın önceki iki romanından farklı bir çizgide olduğu görülür. Sipariş üzerine yazılmış olması ve siparişi verenin yönlendirmesi elbette Kürk Mantolu Madonna’yı siyasetten, sosyal konulardan uzak, daha çok aşk merkezli bir roman hâline getirmiştir. Fakat Sabahattin Ali’ye has sıcak, samimi ve güzel Türkçe bu romanda da devam etmiş ve ortaya zevkle okunan bir roman çıkmıştır.

Eyl
5
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DERGİ: G Ü M Ü Ş K A L E M

Gümüşkalem * Mukaddime 2,
Ufukta Bir Dolunay 4,
Ahmet B. Ercilasun *Bahaeddin Karakoç İle Sohbet 14,
Bahaeddin Karakoç * Kepez 32,
Bahaeddin Karakoç * Bitsin Seninle 34,
Nurullah Çetin * Elif Şiirini Tahlil 36,
M.Nuri Parmaksız * Bahaeddin Karakoç ile Halk Şiiri ve Şiir Geleneğimizi Üzerine 49,
Arif Çakmak * B.Karakoç Hazar Şiir Akşamları’na Katıldı 53,
Mehmet Önal * Gündem ve İlgi Alanı 58,
Hüseyin Avni Cengiz * Nerdeyim 61,
İbrahim Dilek * Goethe’nin Müze Evinde 62,
M.Kayahan Özgül * Sekmeler 64,
Mustafa Tatcı * Dervişler Hüma Kuşu 67,
Nurdan Emlik * Şiir 69,
Esma Damar Polat * Tuhaf 70,
Altan Çetin * Tarihi Bilmek, Tasarlamak 71,
Ersin Özarslan * Yakınma 74,
M.Âkif Sümer * Cemil Meriç’in Denemeciliği 75,
Aziz Erdoğan * Rüya ve Gerçek 81,
Eylem Yüksel * Adı Yağmur Olsun 82,
Mustafa Sever * Hikmet 83,
Seval Can * Önce Aşk Vardı 87,
Recep Yıldız * Rübâî 89,
Fahriye Okyay * Yusuf İle Züleyha 90,
Cenap Erat * Poetika’dan 92,
Hilâl Coşkun * Uçurtma 94.

Eyl
5
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DERGİ: TÜRK EDEBİYATI, SAYI:443,EYLÜL 2010

Beşir Ayvazoğlu   HASBIHAL,
KonuŞan: M. Selim Gökçe   Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu “DARÜLFÜNUN, OSMANLI’DA KÜLTÜREL MODERNLEŞMENİN ODAĞIDIR”,
Beşir Ayvazoğlu   BÜYÜK BİR ŞAİRİN KÜÇÜK MEMUR OLARAK PORTRESİ,
Funda Özsoy Erdoğan   TİMUÇİN BEY’İN ANNESİ (hikâye),
Nihan Kaya   PASAKLI (hikâye),
Sezai Coşkun   ‘HAYAT HEPİMİZİ BİR YANA ATTI’ MUSTAFA KUTLU’NUN ZAFER YAHUT HİÇ HİKÂYESİ,
Mehmet Nuri Uygun  AHMET YAKUPOĞLU’NUN KALEMİNDEN HALİL DİKMEN,
Hazine-i Evrak   YAHYA KEMAL: MERKEZ BANKASI BAŞ MÜTERCİMİ,
Mehmet Tekin   “OĞLUMUZ” YA DA BİR HİKÂYENİN DRAMATİK SERÜVENİ (I),
Deniz Özbeyli   ÖMER SEYFETTİN’İN İLK CİNAYET VE SUSAN HİLL’İN İÇİNDEKİ KÖTÜLÜK HİKÂYELERİ ÜZERİNE BİR DENEME MARTILAR, DENİZ, YAZ, CİNAYET VESAİRE,
Hülya Atakan   BİR KONSER VE SIRA DIŞI KONUKLAR,
Ahmet Yakupoğlu   HALİL DİKMEN,
Resimli Türk Edebiyatı   DEMOKRASİ VE HÜR DÜŞÜNCE,
Kâmil Büyüker   MUSTAFA RAGIP ESATLI’DAN ESKİ KONAKLAR VE SİYASET NİŞANTAŞI DİLE GELSE,
Sadık Kutalmış   “SONSUZLUĞUN KAPISI: TÜRBELER”,
Türk Edebiyatı  KIRKAMBAR,
ŞİİRLER,
William Blake   Dünya Şiirinden AUGURIES OF INNOCENCE / MASUMİYETİN ALAMETLERİ,
Serkan Türk   GELDİM,
Ahmet Sıvacı   MASMAVİYDİ MİMOZA’NIN SÜRMESİ,
Mustafa Ruhi Şirin   ÇOCUK KRAL / EVLERİMİZ GÖKLERDEDİR,
Mehmet Aycı   ATLAS,
Ayhan Emir Yolcu   TAİF,
Kalender Yıldız   ZAĞAR VE ZULA,
Yaşar Beçene   HATIRLAR MISIN?,
İbrahim Türkhan   ŞEHİR, DARAĞACI VE SÜMBÜL,
Bahanur Garan   BENCİK,
Ali Osman Dönmez   EYLÜL.

Ağu
3
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İSTANBUL’UN UNUTULMUŞ BİR ‘SEMT-İ MEŞHUR’U: BALAT/ PROF.DR.MEHMET TEKİN

     İstanbul’un fethi, hangi yönden bakılırsa bakılsın, bizim medenileşme serüvenimizde yeni bir miladın başlangıcıdır. Toplumsal ve kültürel hayatımız fetih sonrasında yeni bir yapılanma sürecine girer. Bu durum, fethedilen İstanbul için de geçerlidir kuşkusuz. Fethedilmenin ezikliğini yaşatmadan fethettiğimiz İstanbul, diyebiliriz ki itibar kaybına uğramadan farklı bir medeniyetin mensubu olmuş; aynı zamanda fethedenleri fethetmiş bir şehirdir. Zaman içinde kazandığı itibardan olmalı ki, ‘şehir’ sıfatı yetersiz bulunmuş, İstanbul’u ‘şehirlerin ecesi’, ‘şehirlerin sultanı’ diye anmak adetten sayılmıştır. İstanbul’u böyle bir konuma getiren, kuşkusuz fetih sonrasında hayata geçirilen şehirleşme projesidir. İstanbul; coğrafyası, insanı ve kültürel zenginliğiyle gerçek anlamda bir ‘terkip’tir ve söz konusu projenin mantığını da yine bu ‘terkip’ gerçeği biçimlendirmektedir. Zaman içinde gündeme getirilen ‘Türk İstanbul’(Yahya Kemal) nitelemesi, terkip gerçeğine gölge düşürmez. Milliyetçi kaygıdan ziyade tarihi bir gerçeği zihinlere taşımak için kullanılan bu sıfatla,  bir bakıma, İstanbul’a gerçek anlamda hizmet eden Türklerin hakkı teslim edilmek istenmiştir. Öyle olmalıdır; çünkü İstanbul’u, ‘köhne Bizans’ın sandukasından çıkarıp güzelleştirmek, onu hak ettiği konuma getirmek Türklere nasip olmuştur. Azınlıkta kalan aykırı seslere rağmen bu böyledir. Ayrıntıdan esasa geldiğimizde şunu söylemek mümkün: Osmanlının, İstanbul’a dönük çok özel ve anlamlı bir misyonu, bir beklentisi vardı. Bu beklentinin gerçekleşmesi için de ona dönük özel bir tasarrufun olması doğaldır.

Tem
12
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAVUZ BÜLENT BAKİLER'İN ŞİİRLERİNDE DİNÎ DUYARLILIK / PROF.DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

YAVUZ BÜLENT BAKİLER'İN ŞİİRLERİNDE DİNÎ DUYARLILIK

PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 3 ziyaretçi ile toplamda 4 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930