Ekm
22
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

SEPETÇİOĞLU’NUN ‘BUGÜNKİ TÜRKİYE’SİNDE ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ / YARD.DOÇ.DR. YUNUS AYATA

   Mustafa Necati Sepetçioğlu, Türk edebiyatının önemli tarihî roman yazarlarındandır. Onun kaleme aldığı “Dünki Türkiye” serisini okumayan, okuyup da etkilenmeyen neredeyse yok gibidir. O, bu eserleriyle sadece edebî bir metin ortaya koymakla kalmamış, aynı zamanda okurlarına Türk tarihini sevdirmeyi ve öğretmeyi bir sorumluluk olarak kabul etmiştir. “Bir sanat adamı, bir romancı olarak geçmişin ve halin tecrübelerinde geleceğin gizli olduğuna”  inanan Sepetçioğlu, Türkçe var oldukça okunacak ve Türkler var oldukça hatırlanacaktır.
   Sepetçioğlu’nun önemli bir okur kitlesi olmasına rağmen bugüne kadar o ve onun eserleri hakkındaki değerlendirmeler hak ettiğinin çok gerisinde kalmıştır.
   Bu yazının konusu olan Cevahir İle Sadık Çavuş’un Buğday Kamyonu (1977) , Karanlıkta Mum Işığı (1978) ve Güneşin Dört Köşesi (1983) adlı romanlardan oluşan “Bugünki Türkiye” üçlemesi, Sepetçioğlu’nun eserleri arasında önemli bir yeri haiz olmasına rağmen yazarın bugüne kadar yeterince ilgi görmeyen eserlerindendir. Bu yazı çerçevesinde yazarın “Bugünki Türkiye” üçlemesine çok partili hayata geçişin yansıması irdelenecektir.

Ekm
22
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

MUSTAFA NECATİ SEPETÇİOĞLU/EDİTÖR: PROF.DR. HÜLYA ARGUNŞAH

 MUSTAFA NECATİ SEPETÇİOĞLU/ EDİTÖR: PROF.DR. HÜLYA ARGUNŞAH
 Sepetçioğlu, Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı ilk andan itibaren oluşturmaya başladığı kolektif şuur altını en iyi biçimde deşelemiş ve okuyucusuna avuç avuç bu pınarın diriltici bereketini sunmuş bir sanatçıdır. Çağdaş bir destancı, çağdaş bir Dede Korkut’tur. Ne yaptığının ve yazdıklarıyla neler yapabileceğinin farkında, modern bir yazardır. Çağdaşlığın insanın ancak kendi geçmişini öğrenerek ve gerçek hümanizmin insanın ancak kendi milletini sevmekle mümkün olabileceğini kabul ederek işe başlamış, bütün hayatınca ruhunda hissettiği millet ve tarih sevgisini yaşatma gayreti göstermiştir. Bu sebeple tarih onun için içerisinde rahatlıkla dolaştığı, meseleleriyle hemhâl olduğu, şahsiyetleriyle senli benli tanış olduğu zengin bir bahçedir. Gözlemleri oraya yöneliktir. Gününe, tarih tekerrür edebileceği düşüncesiyle bakar ve bilmenin verdiği bir güçle, gözlemleri sayesinde çağını uyarmaya çalışır. Çünkü Sepetçioğlu bir sanatçı duyarlığıyla bilir ki tarih ancak bir şuur haline gelebildiği zaman toplumda önemli bir işlev görür. Fakat tarihin bir şuura dönüşebilmesi, çaba sarf etmeden mümkün olmaz. Sepetçioğlu bütün hayatı boyunca kendi insanına geçmişini anlatma ve tarih şuuru oluşturma görevi üstlenmiştir.
  Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 2007, Anma ve Armağan Kitapları Dizisi; 387s. : rnk. res. 28cm

Ekm
22
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

"DİŞİ KURDUN RÜYALARI" ÜZERİNE BİR İNCELEME / YARD. DOÇ. DR. YUNUS AYATA


"DİŞİ KURDUN RÜYALARI" ÜZERİNE BİR İNCELEME
YARD. DOÇ. DR. YUNUS AYATA
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın -

Ekm
22
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DİVAN ŞİİRİNDEKİ SEVGİLİ TİPİNİ ALAYA ALAN BİR ROMAN YAHUT HÜSEYİN CAHİT’İN NADİDE’Sİ /YARD. DOÇ. DR. SELÇUK ÇIKLA


DİVAN ŞİİRİNDEKİ SEVGİLİ TİPİNİ ALAYA ALAN BİR ROMAN YAHUT HÜSEYİN CAHİT’İN NADİDE’Sİ
YARD. DOÇ. DR. SELÇUK ÇIKLA
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın -

Ekm
4
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

AŞKIN KÖŞELİ HÂLLERİ:SEZAİ KARAKOÇ’UN “KÖŞE” ŞİİRİNİ ÇÖZÜMLEME DENEMESİ / NECATİ TONGA

Sezai Karakoç girift bir şairdir ve onun şiirini yorumlayabilmek/çözümleyebilmek hakikaten zordur. Çünkü okur, Diriliş öncüsünün şiirini okurken bir imge sağanağı ile karşı karşıyadır. Çoğunluğu şairin hayatından izler taşıyan bu imgelerle birlikte İslâmî motif ve figürler, fizikötesi zemin, şiirde geleneğe yaslanma, yeni dil ve söyleyiş arayışları, âhenk… Karakoç’un şiirinin en belirgin özellikleri olarak karşımıza çıkar.
Karakoç’un şiir estetiğini yansıtan şiirlerin başında “Köşe” şiiri gelir. Biz bu yazımızda şairin “Köşe”adlı şiirini değerlendirmeye çalışacağız.

Ekm
2
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

500 ÜYEYE ULAŞTIK!

 
ALTI AY GİBİ BİR SÜREDE 500 ÜYEYE ULAŞTIK. SİTEMİZ SADECE YENİ TÜRK EDEBİYATI SAHASINDA FAALİYET GÖSTEREN AKADEMİSYENLER TARAFINDAN DEĞİL, EDEBİYAT ÖĞRETMENLERİ, ÖĞRENCİLERİ VE İLGİLİLERİ, YAZAR VE ŞAİRLER TARAFINDAN DA BÜYÜK BİR İLGİ İLE KARŞILANDI. SİTEMİZİN ÜYELERİ SADECE TÜRKİYE İLE SINIRLI DA KALMADI, PEK ÇOK YURT DIŞI ÜLKEDEN SİTEMİZE ÜYE OLANLAR DA VAR. SİTEMİZE İLGİ GÖSTEREN VE YAZILARI İLE TÜRKİYENİN AKADEMİK BİRİKİMİNE KATKIDA BULUNAN HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUZ. DAHA NİTELİKLİ PAYLAŞIMLARDA BULUŞMAK ÜMİDİYLE...
 
WWW.YENİTURKEDEBİYATİ.COM
  "TÜRK EDEBİYATININ AKADEMİK BİRİKİMİ"

Ekm
2
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

TAHSİN YÜCEL'İN "KUMRU İLE KUMRU" ROMANINDA METANIN TABULAŞMASI / ARŞ. GÖR. VEYSEL ŞAHİN


TAHSİN YÜCEL'İN "KUMRU İLE KUMRU" ROMANINDA METANIN TABULAŞMASI
ARŞ. GÖR. VEYSEL ŞAHİN
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın -
 

 

Eyl
29
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

MUSTAFA KUTLU’NUN “AKASYALAR AÇAR MI” ADLI HİKÂYESİNİN HERMENEUTİK(YORUMSAMACILIK) KURAMINA GÖRE TAHLİLİ /NECATİ TONGA

“Akasyalar Açar mı?” hikâyesi, Mustafa Kutlu’nun Yoksulluk İçimizde adlı eserinin ilk hikâyesidir. Yoksulluk İçimizde; Mustafa Kutlu’nun hikâyeciliğinin en olgun örneklerinden biri kabul edilir. Kutlu; bu eserinde Engin ve Süheylâ aşkı çerçevesinde kahramanlarda görülen sosyal değişim olgusu merkeze alınmak üzere, aşka, sosyal değişime, eşyaya İslâmî bir yorum getirmeye çalışır.
   Yoksulluk İçimizde; Kutlu’nun, kahramanların başlarından geçen maceralardan ziyade değişen zamanın, toplum yapısının çeşitli alanlarında yaptığı yıkıntıları ve değişmeleri, estetik bir boyutta ve yeni bir tarzla işlediği, Türk hikâyeciliğine yeni bir boyut kazandıran eseridir.

Eyl
21
2007
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

II.MEŞRUTİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI/PROF.DR. İ.ÇETİŞLİ,PROF.DR. N.ÇETİN...

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
Prof. Dr. İsmail Çetişli, Prof.Dr. Nurullah Çetin, Prof. Dr. Abide Doğan, Doç. Dr. Alim Gür, Şenol Demir,Cengiz Karataş
II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı, 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet rejimiyle birlikte siyasi ve sosyal değişikliklerin zaruri bir neticesi olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla 1908-1923 yılları arasında verilen edebi ürünler, büyük oranda siyasi ve toplumsal niteliklere sahip bir edebiyattır.
Bu dönemde başlıca 4 temel düşünce akımı ve bunların edebiyata yansıma biçimleri ile karşılaşırız.
Bu düşünce akımları: 1. Osmanlıcılık, 2. İslamcılık, 3. Türkçülük ve 4. Garpçılık olarak adlandırılmaktadır.
Bu eserde bu düşünce akımları ve bunların Türk edebiyatına yansıma biçimi irdelenmektedir.
Bu eser, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri, Eğitim Fakültelerinin Türkçe Öğretmenliği ve Türkoloji bölümü öğrencileri için kaynak niteliğindedir.
AKÇAĞ YAYINLARI,2007.639 SAYFA.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 2 ziyaretçi ile toplamda 3 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930