Nis
8
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

“ORTADAKİ ADAM”DAN “TAHİR SAMİ BEY’İN ÖZEL HAYATI”NA MUSTAFA KUTLU HİKÂYECİLİĞİNİN KRONOLOJİK TAHLİLİ / NECATİ TONGA

     Mustafa Kutlu ve eserleri üzerine bugüne kadar yazılmış yüzlerce makale, çeşitli dergilerde hazırlanmış onlarca özel dosya, bir armağan kitap, yine kitap olarak yayınlanmış üç inceleme; edebiyat tarihimizde bir edebiyatçıya karşı nadir görülen kadirşinaslığın örneği olarak dikkat çekmektedir. Edebiyatımızda Mustafa Kutlu gibi hayattayken hakkında bu kadar çok çalışma yapılan başka bir yazar var mıdır?(Bu soruya olumlu bir cevap vermek güç.)Peki, Mustafa Kutlu’yu Türk hikâyeciliğinde farklı ve önemli kılan nedir? Mustafa Kutlu hikâyeciliğinin karakteristik özellikleri nelerdir? Kutlu Hikâyeciliği muhteva, teknik, üslûp, dil ve anlatım yönlerinden nasıl bir gelişim süreci takip eder? Bu yazıda bu sorulara cevap aranacak, Mustafa Kutlu hikâyeciliği bu doğrultuda kronolojik olarak değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Nis
8
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

POSTMODERNİZM KAVŞAĞINDA İNSAN YAHUT GEVŞEYEN “VİDA”LAR

     Modernite, insanı her şeyin ölçütü yapmakla, sonuçta “insan”ı, insan aklını ve dünyayı mutlaklaştırmıştır. Bilim ve teknolojinin imkânlarıyla sömürü bayrağını şehir şehir, ülke ülke, kıta kıta ulaşabildiği, erişebildiği her yere diken muhteris Avrupa, işte bu süreçte modern “birey”i yaratır.

     Dünyevî hırslarının kölesi olan Avrupa, gücünü ve hegomanyasını yedi düvele yayarken, bir taraftan gücün getirdiği iktidar duygusuyla doyumsuz bir haz yaşarken, diğer taraftan da ontolojik bir buhran içindedir. İnsanlığı kurtaracak tek kılavuzun ilim olduğuna inanan Avrupalı “birey”, bütün kutsallarını bir bir yakarken, Tanrı’nın tahtına da kendisi oturmuştur. Dünyayı ve dünyevi iktidarı mutlaklaştıran Batı, yaşadığı boşluğu/huzursuzluğu güvenlik ve sömürü alanlarını olabildiğince genişletmekte bulmuştur.

Modernite, insanı her şeyin ölçütü yapmakla, sonuçta “insan”ı, insan aklını ve dünyayı mutlaklaştırmıştır. Bilim ve teknolojinin imkânlarıyla sömürü bayrağını şehir şehir, ülke ülke, kıta kıta ulaşabildiği, erişebildiği her yere diken muhteris Avrupa, işte bu süreçte modern “birey”i yaratır.

     Dünyevî hırslarının kölesi olan Avrupa, gücünü ve hegomanyasını yedi düvele yayarken, bir taraftan gücün getirdiği iktidar duygusuyla doyumsuz bir haz yaşarken, diğer taraftan da ontolojik bir buhran içindedir. İnsanlığı kurtaracak tek kılavuzun ilim olduğuna inanan Avrupalı “birey”, bütün kutsallarını bir bir yakarken, Tanrı’nın tahtına da kendisi oturmuştur. Dünyayı ve dünyevi iktidarı mutlaklaştıran Batı, yaşadığı boşluğu/huzursuzluğu güvenlik ve sömürü alanlarını olabildiğince genişletmekte bulmuştur.

Nis
8
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DERGİ: TÜRK EDEBİYATI, NİSAN 2010, SAYI:438

Beşir Ayvazoğlu  HASBIHAL
Konuşan: Nilay Altunay   PROF. DR. M. ORHAN OKAY’IN TANPINAR BİYOGRAFİSİ ÇIKTI “BİYOGRAFİ TARİHİN ÜVEY EVLADIDIR” 
Mehmet Tekin   İSTANBUL’UN UNUTULMUŞ BİR SEMT-İ MEŞHUR’U BALAT 
Bahtiyar Aslan   KEMAL TAHİR, ATÜT, DOĞU-BATI VE YERLİLİK 
Ayşe Göktürk Tunceroğlu   GÜNEŞİN DENİZE GİRMEYE KARAR VERDİĞİ NOKTA (hikâye) 
Güzide Ertürk   İKBALLER KOĞUŞU
Sevgül Yılmaz  EN UZUN GECE (hikâye) 
ALtan Deliorman  UZUN BİR ÖMRÜN KISA BİR ÖZETİ 
Türk Edebiyatı  RESİMLİ TÜRK EDEBİYATI - CEMİL MERİÇ’TEN AHMET KABAKLI’YA MEKTUP 
Suat Mertoğlu   HAYALDEN HAKİKATE YOL VAR MI? 
Erol Yılmaz   HALK ÜNİVERSİTESİ OLARAK HALK KÜTÜPHANELERİ 
Konuşan: M. Selim Gökçe   “III. SELİM, KANUN-I KADİM’DEN NİZAM-I CEDİD’E GEÇİŞİN HÜKÜMDARIDIR” 
Kâzım Yetiş   ŞAİRLERLE KÖŞE BUCAK İSTANBUL 1 “CANIM İSTANBUL” 
Zafer Acar  ELEŞTİRİYE PANORAMİK BİR BAKIŞ 
Oktay Eser  ÇEVİRİ VE DERRİDA YAPIBOZUCU OKUMANIN ÇEVİRİYE YANSIMALARI 
Türk Edebiyatı  KIRKAMBAR
ŞİİRLER
Ercan Yılmaz   İNCİRLER
Mustafa Ruhi Şirin   A ÇOCUK
İbrahim Tenekeci  DİĞER KONULAR - ÜZÜLMEK YASAK
Gürsel Bektaş  BİR CÜMLEYE
İsmail Aykanat  DOĞRULARIN ÖYKÜSÜ
Cafer Keklikçi   LİMONLU PARK
Mehmet Aycı  VARLIK VERGİSİ
Nadir Aşçı   BAHÇE ARDIMIZ
Suavi Kemal Yazgıç  BİR YOLCULUK NE ZAMAN BİTER
Kalender Yıldız  TEKZİP
Ali Osman Dönmez  AYNALAR
Esin Ardıç  DÜŞ İZİ
Nazım Payam   ATEŞ SU, TOPRAK HAVA
E. E. Cummings   DÜNYA ŞİİRİNDEN - IF / EĞER

Nis
1
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DOĞUMUNUN 106. , VEFATININ 35. YIL DÖNÜMÜNDE ARİF NİHAT ASYA’NIN “NAAT”I ÜZERİNE BİR TAHLİL / PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

DOĞUMUNUN 106. , VEFATININ 35.  YIL DÖNÜMÜNDE ARİF NİHAT ASYA’NIN “NAAT”I ÜZERİNE BİR TAHLİL
PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

Nis
1
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

TANPINAR’IN HUZUR ROMANI VE BİR SEHİV / YARD.DOÇ.DR. CAFER GARİPER

   Şair Fuzûlî, kâtiplerin yaptığı yanlışlardan bîzâr olduğu bir sırada,

Kalem olsun eli ol kâtib-i bed-tahrîrin

Ki fesâd-ı rakamı sûrumuzu şûr eyler

Gâh bir harf sukûtiyle kılur nâdir’i nâr

Gâh bir nokta kusuriyle gözü kör eyler

diye beddua etmişti. Eski yazıda kısa ünlüler çoğu kez bir işaretle gösterilmediği ve bazı harfler arasındaki farklar harfin üzerine konan nokta işaretleriyle belirtildiği için yazıyı yazış esnasında kelimelerin imlâsındaki küçük aksamalar ve kusurlar büyük hatalara yol açabiliyordu. Eski yazıda ‘r’ ile ‘z’ harfleri arasında sadece bir nokta işareti farkı vardır. Yazı yazan biri dalgınlıkla ‘r’ harfinin üzerine nokta koymayı unutursa “göz” yerine “kör” yazmış olur. Böyle bir durum da anlamın değişmesine yol açar.

     Eski devirlerde olduğu gibi günümüzde de herhangi bir yazıda veya edebî metin üzerinde yapılan bazı hatalar büyük yanlışlara sebep olabiliyor. İşte bu tür hatalardan biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanında yer alıyor.

Mrt
25
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DUYURU: CAHİT SITKI TARANCI SEMPOZYUMU 7-9 EKİM 2010 DİYARBAKIR

    Değerli Akademisyenler,

    Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölüm korkusunu neredeyse her şiirinde dile getiren, ölümü kabullenemeyen, diğer yandan ölümün üstünlüğünü vurgulayan, dilimizi bütün canlılığı ve anlatım gücüyle şiire geçiren, yakın dönem edebiyat tarihimizin seçkin şairlerinden olan Cahit Sıtkı, yüz yıl önce, yani 4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakır şehrimizde dünyaya gelmiştir. Dolayısıyla 2010 yılı Otuz Beş Yaş şairimizin doğumunun yüzüncü yılıdır.

    Geçmişi, tarihin derinliklerine dayanan, Güneydoğu’nun dünyaya açılan penceresi ve Dicle Nehri’nin suladığı bereketli topraklar üzerinde kurulan Diyarbakır, her devirde önemini korumuş Anadolu-Mezopotamya, Avrupa-Asya arasında doğal bir geçiş yolu, daha doğrusu bir köprü görevi yapmıştır. Bu nedenle de çeşitli uygarlıkların tarihi ve kültürel mirasını günümüze kadar taşımış bir kent olarak her dönemde önemli başarılara imza attığı halde yakın dönemde biraz da kötü niyetli kimselerin çabalarıyla hep olumsuz imajla ön plana çıkarılmak istenmiştir. Bu şehirde yaşamını sürdüren Sempozyum Tertip Heyeti olarak bu şehre atfedilmeye çalışılan kötü imajı değiştirmek ve olumlu imajını yeniden kazandırmak için bu bilimsel aktiviteyi gerçekleştirmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu topraklarda her dönemde önemli devlet adamları, sanatçılar, şairler, yazarlar ve bilim adamları yetişmiş ve milletimize kendi alanlarında olumlu katkılarda bulunmuşlardır. İşte bunlardan birisi de özellikle ölüm düşüncesini şiirin mısralarında ebedileştiren Cahit Sıtkı olmuştur.

     Dicle Üniversitesi Rektörlüğü ve Sempozyum Tertip Heyeti olarak Bu amaç doğrultusunda 7-9 Ekim 2010 tarihleri arasında üniversitemizin ev sahipliği ve Turizm ve Kültür Bakanlığımız, Diyarbakır Valiliğimiz ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığının işbirliği ile düzenlenecek olan “Doğumunun 100. Yılında Uluslar Arası Cahit Sıtkı Tarancı Sempozyumu”na siz değerli bilim insanlarının katılmasından kıvanç duyacağız.

     Katılımcıların yol ve konaklama giderleri tarafımızdan karşılanacaktır. Sunmak istediğiniz bildirinin başlığını ve 150-200 sözcükten oluşan özetini (bildiri özeti yazım kılavuzunda belirtildiği şekilde) Türkçe ve İngilizce olarak ekte gönderdiğimiz katılım formuyla birlikte en geç 19 Nisan 2010 tarihine kadar sekretaryamıza göndermeniz hâlinde bilim kurulu tarafından değerlendirilecek ve 17 Mayıs 2010 tarihinde kabul yazıları tarafınıza gönderilecektir.

     Yurt içinden ve yurt dışından birçok bilim adamı ve uzmanı bir araya getirecek olan “Doğumunun 100. Yılında Uluslararası Cahit Sıtkı Tarancı Sempozyumu”nu ile ilgili bildirinizle katılımınızı bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Mrt
25
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

DUYURU: NAMIK KEMAL SEMPOZYUMU 20-21 ARALIK 2010 TEKİRDAĞ

          Değerli Bilim Adamları, 

          22 Aralık 2010 Nâmık Kemâl’in, doğumunun 170. yıldönümüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemâl ATATÜRK’ten günümüz gençliğine kadar nesiller boyu etkisini sürdüren bu büyük fikir ve edebiyat adamının, adını verdiği üniversite tarafından düzenlenecek bir bilimsel faaliyetle yeniden gündeme getirilmesi anlamlı olacaktır. Bu düşüncelerden hareketle Nâmık Kemâl Üniversitesi, 20-21 Aralık 2010 tarihleri arasında, vatan ve hürriyet şairinin hayatı, fikirleri, eserleri ve yaşadığı dönemin çeşitli yönleriyle ele alınacağı uluslararası bir sempozyum düzenlemeyi amaçlamaktadır.

          Düzenleme Kurulu

          Sempozyum ile ilgili web adresi:

          http://unkstr.nku.edu.tr/index.php?go=77

Mrt
24
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KASSANDRA DAMGASI’NIN EKSİLTİLEN MESAJI: TEVÂRÜS EDEN KÖTÜLÜK VE YENİDEN DOĞAN İNSAN: “UZAY RAHİBİ FİLOFEY” / YARD.DOÇ.DR. İBRAHİM TÜZER

     Kassandra Damgası’nın fiktif yapısı içerisinden reel boyuta ulaşan en temel gerçeklik, insanların kendi sonlarını yine kendi elleriyle hazırlıyor olmalarıdır. Bitmek bilmeyen ihtiraslar, sonu gelmeyen siyasî emeller, kişisel çıkarlar uğruna yozlaştırılarak sıradanlaştırılan insanîlik, bilinçsizce tüketilen temel barınağımız/tabiat ve kendi varlık şartlarının uzağına düşerken en keskin biçimde ötekileşen kalabalık. Tüm bu yitime uğratılan değerlerin ortak noktası ise dünya kurulduğundan bu yana nesilden nesle aktarılırken biraz daha katmerleşen ve meşruiyet alanını arttıran kötülük. Aytmatov’un eserinin merkez noktasında bulunan bu fenomen, romanda hem bireyler arasındaki trajik çatışmada hem de vaka gelişiminde yer alan metin halkalarının oluşumunda yeni anlam alanlarına açılarak belirgin kılınmaya çalışılır.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 6 ziyaretçi ile toplamda 7 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Eylül 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930