May
23
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ROMANINDA MERKEZ-TAŞRA KARŞITLIĞI / YRD. DOÇ. DR. ÖMER SOLAK

     Bugün doğu-batı çatışmasının edebi eserlerdeki aksini ele alan önemli bir edebiyat incelemesi birikimi bulunmaktadır. Ancak merkez-taşra karşıtlığı ile ilgili taşra ile iktidar arasındaki ilişkiyi sosyoloji, edebiyat sosyolojisi veya siyaset bilimi açılarından ele alan bazı çalışmalar dışında söz konusu karşıtlığı ele alan bir edebi metin incelemesi birikimden söz edilemez. Bu çalışma ise, işte bu karşıtlığın cumhuriyet devri Türk edebiyatındaki gelişimini ele almak amacındadır. Başlangıçtan bugüne kent-kır, modern-geleneksel gibi ikiliklerle merkez-taşra ilişkisinin nasıl geliştiği, bunun merkezdeki edebiyata nasıl yansıdığı ve taşranın taşradan nasıl görüldüğü ve anlatıldığı çalışmanın diğer amaçlarını oluşturmaktadır. Ele aldığı olguyu, meselenin cumhuriyet öncesi izlerine de bakarak- seçilen eserler üzerinden 1980’li yıllara kadar takip eden çalışmada roman türü düzleminde merkez ve çevre arasında yaşanan tahakküm ve reaksiyon pratikleri ortaya konulmaya; modern Türk edebiyatının tarihsel seyri, merkez-taşra gerilimi olgusu odağında takip edilmeye çalışılmaktadır. 

May
23
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ROMANDA ÖTEKİ-ÖTEKİ’NİN ROMANI/ YRD. DOÇ. DR. ÖMER SOLAK

     Bu çalışma 1896–1914 Yılları Arasındaki Türk Romanında Yabancılar ve Azınlıklar adıyla 2004 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim dalında sunulmuş doktora tezinin gözden geçirilmiş halidir.Çalışmanın temel amacı, Türkler nezdinde “yabancı”nın tarihsel köklerini ortaya koymak, Türk insanın nezdinde yabancının mensup olduğu milliyete, sosyal tabakaya göre farklılık gösterme nedenlerini yakalamak, tarihi süreç içerisinde sürekli ilişki içerisinde olmuş farklı uygarlık alanlarının bizi medeniyetimize ait tarafını edebi sahanın önemli bir türü olan roman çerçevesinde belirlemektir.

    Bu çalışmada yabancılar konusu bütün unsurları ile incelenirken, karşılaşılan motiflerin münakaşası, olumlu ya da olumsuz tenkidi yapılmamıştır. Anlatılanların tamamı romancıların şahsî görüş ve düşüncelerini yansıtmaktadır. İncelenen eserlerde karşılaşılan yabancı şahıslar ve onlarla motifler, belli bir kategori dâhilinde ortaya konulmuştur. Türk toplumunda başlangıçtan bugüne önemli bir yer işgal eden yabancıların gerçek olarak değerlendirilip ortaya konulması, ancak bu gibi çalışmaların tamamlanması sonucu mümkün olabilecektir.

May
14
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

BİR POPÜLER ROMANCI ESAT MAHMUT KARAKURT - BİR ESTETİK ROMANCI AHMET HAMDİ TANPINAR / PROF.DR. ŞABAN SAĞLIK

     Sanat, hitap ettiği 'kitleye' göre, 'popüler' ya da 'estetik' vasıflar kazanıyor. Bu iki sanat kategorisi hemen her ülkenin sanat tarihinde mevcuttur. Ayrıca, her ülkede bu iki sanatı karşılayan değişik adlar ya da terimler kullanılmaktadır. Bu kitapta söz konusu durum, 'roman' örneğinde ortaya koymaya çalışılarak 'popüler roman' ve 'estetik roman' kavramları tercih edildi. Ayrıca bu iki kategoriye birer örnek romancı da seçildi. Popüler romana Esat Mahmut Karakurt; estetik romana ise Ahmet Hamdi Tanpınar temsilci olarak tercih edildi.     Popüler romancılar sanatalrını mutlaka birşeye (para, ün ideoloji) alet ederler. Buna karşılık estetik roman yazarları, sanatlarını herhangi bir şeyin aracı olarak görmezler. Esat Mahmut, hemen hemen bütün romanlarını genç Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçekleştirdiği inkılapları ve Batılı hayat tarzını yerleştirmek maksadıyla yazmıştır. Tanpınar'da böyle bir kaygı yoktur. Onun en büyük amacı, çokça ciddiye aldığı edebiyat alanında mükemmel romanlar yazmaktır. Tabii ki, bu romanlarda Türk insanının temel trajik ve felsefi problemleri irdelenmiştir. İlk planda estetik değeri yüksek romanlar yazmayı hedefleyen Tanpınar, ikinci planda Türk milletinin temel trajedisini ve problemlerini yansıtmayı gaye edinmiştir.     Bu kitapta söz konusu romancılar; hem romancı kimlikleri hem romanları hem de okurları açısından mukayeseli bir şekilde irdelenmeye çalışılmıştır.

May
8
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

Türk Şiirinde Hz. Peygamber (1860-2011) / Prof.Dr. İsmail Çetişli

     Konu: Her türlü sanatın (mimari, heykel, resim, musiki, edebiyat vb.) ana kaynaklarından biri din; dinin sınırlarını belirlediği evrene dair varlık, tabiat, insan, olay ve meselelerin birey ve toplumun zihni, ruhu ve gönlünde uyandırdığı coşku ve heyecanlardır. Söz konusu evrensel gerçek, diğer toplumlar gibi, Türk milleti için de geçerlidir. Nitekim Türk milletinin geride bıraktığı son on asırlık kültür ve sanatının ana kaynakların başında İslâmiyet yer alır. Hz. Muhammed, İslâm dinin peygamberi; yani bu dini ve esaslarını insanlara tebliğ eden; tebliğ ettiği dini kendi hayatında bütün derinliği ve genişliği ile yaşayan; kimlik ve kişiliğiyle “örnek” olan insandır. Söz konusu nitelikleriyle O, -özellikle kendisine inanan mümin ve toplumlar için- müstesna bir şahsiyettir. Böyle bir müstesna kimlik ve kişiliğin, toplumun sanatında yankısını bulmaması düşünülemez elbette. Nitekim Türk edebiyatının son on asırlık tarihinde ana konularından biri Hz. Peygamber olmuştur. O kadar ki, XI. yüzyıldaki ilk İslâmî eserlerden bugüne kadarki Türk edebiyatında zengin bir “Peygamber Edebiyatı”nın varlığından bahsetmek hiç de mübalâğa olmaz...

Mrt
19
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KİMLİKSEL DEĞERLERİN ÇATIŞTIĞI MEKAN: ‘SİNEKLİ BAKKAL’ ROMANINDA YAPI VE İZLEK

KİMLİKSEL DEĞERLERİN ÇATIŞTIĞI MEKÂN: ‘SİNEKLİ BAKKAL’ ROMANINDA YAPI VE İZLEK

YRD.DOÇ.DR. VEYSEL ŞAHİN

 - yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 3 ziyaretçi ile toplamda 4 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930