Mrt
28
2013
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

BABA VE PİÇ ROMANI VE SİMETRİ / YARD.DOÇ.DR.OĞUZHAN KARABURGU

    Yayımlandığı günden beri konuşulup tartışılmaya devam eden Elif Şafak’ın Baba ve Piç romanı, yazılanların çokluğuna nispetle roman tekniği bakımından ele alınmamış ve objektif değerlendirmelerden mahrum kalmıştır. Biz bu yazımızda uzun süre gündemde kalmayı başaran Baba ve Piç romanını, roman tekniği açısından değerlendirecek ve romanda önemli bir yer işgal eden simetri üzerinde duracağız.

Ock
25
2013
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

TÜRK ŞİİRİNDE HZ. PEYGAMBER VE GÜL / PROF.DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

Türk şiirinin ana konu ve kaynaklarından biri Hz. Peygamber’dir. Kitapta, Türk Şiirinde Hz. Peygamber (1860-2011) isimli çalışmanın birikimlerinden hareketle Şiirimizde Hz. Peygamber ve Gül konusu üzerinde durulmuş; Tanzimat’tan günümüze kadarki (1860-2011) 150 yıllık dönemde Hz. Peygamber üzerine odaklanan ve 500 şairin kaleme aldığı 1600 manzumede gül metaforu veya sembolünün yeri; kullanılış sebebi ve tarzları tespit, tasvir ve tahlil etmeye çalışılmıştır.

Şairlerimizin gözü, gönlü ve zihninde, hayatı müddetince alnında hep "secde gülleri”yle "gül yüzünden güller saçan”, "Halîl’in gül duası, Mesih’in müjde gülü”, "Hatice’nin goncası”, "Ayşe’nin gülü” "gül endam” ve "gül cemal” olan Hz. Peygamber; "Hakk-ı Cemal’in gülü”, "Mevlâ’nın gülü”, "elest bağının gülü”, "Firdevs-i Âlâ’nın gülü”, "iki cihanın gülü”, "Medine’nin gülü”, "gül sultan”, "gülistan sultanı”, "güllerin sultanı”, "gül diyarının padişahı”, "güllerin efendisi”, "gül-i ter”, "gül-i rânâ”, "gül-i handan”, "gül-i yektâ”, "şah-ı gül”, "has gül”, "müstesna gül”, "taptaze gül”, "yediveren gül”, "solmayan gül”, "dikensiz tek gül”, "nur gül”, "öksüz gül”, "gül-Ahmed”, "ilâhî hediye gül”, "İslâm bahçesinin gülü”, "dünyanın en güzel gülü”, "gönüllerin gülü”, "gonca-ı nur”dur. Yaşadığı devir ise "gül asrı” "gül çağı” veya "gül devri”; yaşadığı mekân da "diyar-ı gül”, "gül yurdu”dur. Onlar inanırlar ki, zaman zaman olalı ve gülün güzelliği dillere dâstân olalı "O GÜL GİBİ” bir gül görmemiştir.

Pek çok şairin manzumelerinde ortaya konan gül-Hz. Peygamber veya Hz. Peygamber-gül ilişkisi sonuçta bizi, çok açık bir "sevgili” algı ve tasavvuruna götürür. Sonuç itibarıyla O, sembolü gül olan "Sevgililer Segilisi”dir.


      Akçağ Yayınları, Ankara 2013.

Ock
8
2013
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ASAF HALET ÇELEBİ’NİN KUNALA ADLI ŞİİRİNİN ANLAM VE AHENK UNSURLARI EKSENİNDE TAHLİLİ / NECATİ TONGA

ASAF HALET ÇELEBİ’NİN KUNALA ADLI ŞİİRİNİN ANLAM VE AHENK 
UNSURLARI EKSENİNDE TAHLİLİ
NECATİ TONGA
 - yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Ara
9
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

SİNEMA TEKNİĞİ ve FAHRİYE ABLA ŞİİRİ / Esra POYRAZ

   "Fahriye Abla” şiiri, şairi Ahmet Muhip Dıranas’la özdeşleşen ve bir o kadar da tanınan bir şiirdir. Bu şiir hakkında çok sayıda yazı yazılmıştır. Biz bu yazımızda Dıranas’ın bu şiirini, değişik açıdan uygulanan bir teknik açısından - sinema tekniği - ele almak istiyoruz.

   Yedinci sanat olarak adlandırılan ve diğer sanat dallarına göre çok yeni olan sinema, Lumiere kardeşlerin yaptığı sinemaskop denilen aletle doğmuş, hızla ilerleme göstermiş, içinde bulunduğumuz yüzyıla damgasını vurmuştur. Resim, müzik, tiyatro gibi pek çok sanat dalıyla etkileşim içerisinde olan sinemayla en büyük etkileşim içerisinde olan sanat dalı, edebiyat olmuştur. Sinema, bir yandan edebiyat eserlerini beyazperdeye aktarırken, bir yandan da olay örgüsünü oluşturma gibi teknikleri sinemada kullanmıştır. Buna karşılık da edebiyatçılar, sinemanın gelişmesiyle sinema sanatındaki bazı teknikleri-"flash-forward” (ileriye sıçramalar),"zoomlama” ve "flash back”(geriye dönüş),-eserlerinde kullanma yoluna gitmişlerdir.

Kas
19
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ŞAİRİN SAHNEYE DÜŞEN GÖLGESİ / YRD.DOÇ.DR. OĞUZHAN KARABURGU

Türk edebiyatının en renkli mizaçlarından birine sahip olan Abdülhak Hâmid Tarhan, tamamen kendine özgü bir tiyatro faaliyeti gerçekleştirmiştir. Bu faaliyet, her bakımdan nevi şahsına münhasır ve orijinaldir. Seçilen tema ve konulardan yazılış şekillerine, dil ve üslûbundan anlatım tekniklerine kadar bu orijinallik kendisini gösterir. Abdülhak Hâmid tiyatrosu kendisinden öncekilerden pek bir şey almadığı gibi kendisinden sonrakilere de takip edilecek bir tiyatro ekolü bırakmaz.            

Abdülhak Hâmid, eski şiirin yıkılıp yeni şiirin kurulmasında önemli bir rol oynamıştır. Bunun bir benzerini de tiyatro eserlerinde alegorik anlatımının arkasına gizlediği düşünceleriyle istibdadın yıkılmasını hızlandırarak yapmıştır, denilebilir. Kadın, eğitim, meşruti sistem, savaş karşıtlığı Abdülhak Hâmid’in hemen hemen bütün eserlerinde bir fikri sabit gibi ele aldığı konulardır. Tarih ise bütün cepheleriyle onun tiyatro eserlerinin arka planını oluşturur.          

Bu çalışmada Türk edebiyatının ‘Şâir-i Âzam’ı olan Abdülhak Hâmid’in yirmi dört tiyatro eseri incelenmiştir. Her biri diğerinden orijinal olan bu yirmi dört eser, aynı zamanda şairin sahneye düşen gölgesinin büyüklüğüne de şahitlik eder.

 

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 2 ziyaretçi ile toplamda 3 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930