Ara
5
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

TÜRK EDEBİYATINDA İLERİ BİR ATILIŞ: YAHYA KEMAL'İN AKINCI ŞİİRİ/ YARD. DOÇ. DR. CAFER GARİPER

alt     Modern Türk şiirinin öncülerinden olan Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), 20. yüzyılın başlarında yeni bir şiir dili ve estetiği kurma uğraşına girişir. O, kendi söyleyişi ile 1903'te Paris'e "firar" ettikten sonra on dokuz yirmi yaşlarından itibaren kuracağı sanatın tarihî arka plânını, şartlarını, dilini ve estetiğini araştırma yoluna gider. İmparatorluktan millî devlete geçiş sürecinde kaynağını millet varlığının kolektif duyuş ve düşünüşünde bulan bir şiir estetiği geliştirme çabası içinde olur. Onun eserleri, uzun süren arayışlarına bağlı olarak geç ortaya çıkar. Bu eserler, mensup olduğu millet varlığının yüzyılların zevkini, duyuş ve düşünüşünü yeni ve Batılı bir bakışla toplayan, dikkatle işlenerek kristalize eden birer sanat eseri şeklinde belirir. Bu yönüyle Yahya Kemal'in sanatı, Tanzimat sonrası yenileşme hareketinden itibaren bir zevk değişikliğini ve dağınıklığını yaşayan Türk şiirini toplama, ona kendi dilinin ifade imkânları içerisinden kendi estetiğini kazandırma çabasının ürünü olarak ortaya çıkar. Şairin kurmaya çalıştığı şiir estetiğinin ilk örneklerinden biri olan ve aynı zamanda Türk şiir geleneği içerisinde ileri atılışı ifade eden gençlik dönemi kalem ürünlerinden Akıncı şiiri bu çerçevede değer kazanır.

Kas
26
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ŞİİRLERİNDE HİKEMÎ TARZ VE TAVIR /PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt     "Hikemîlik", "hikemî edâ", "hikemî şiir", Türk kültürü ve edebiyatının ana damarlarından birini oluşturur. Yahya Kemal Beyatlı, başta Rübâîler olmak üzere Kendi Gök Kubbemiz ve Eski Şiirin Rüzgârıyle isimli kitaplarında yer alan şiirlerinde ele aldığı konu ve temalarla (sonsuzluk, yaşlılık, fânîlik, aşk, şiir, vatan, İstanbul vb.) ilgili olarak sık sık hikemî söyleyişlerde bulunur. Bunun için duygu, düşünce ve kanaatlerini olabildiğince ayrıntı ve fazlalıklardan temizleyip söz imbiğinde damıtmak suretiyle mısrada teksif eder. Dolayısıyla hikemîlik, hikemî edâ veya hikemî tarz ve tavır, onun şiirlerinin hem muhteva hem dil hem de üslûp bakımından önemli ve belirgin niteliklerinden birisi olur.

Kas
15
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İKİNCİ YENİ ŞAİRLERİNE GÖRE YAHYA KEMAL / DOÇ. DR. ALÂATTİN KARACA

İkinci Yeni Şairlerine Göre Yahya Kemal
Doç. Dr. Alâattin Karaca
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Kas
13
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAHYA KEMAL'İN ŞİİRLERİNDE HÂTIRA VE HATIRLAMA /PROF. DR. İSMAİL ÇETİŞLİ

alt     "Zaman", başlangıcından beri insan zihninin; dolayısıyla felsefe ve sanatın önemli konularından biri olagelmiştir. Bir anlayışa göre "geçmiş", "hâl" ve "gelecek", akıp giden zamanın üç farklı boyutunu veya üç ayrı kesitini oluşturur. Söz konusu zaman boyutları/kesitlerinden "geçmiş", insan zihninin "hatırlama", "gelecek" ise "hayal etme" melekesiyle yakından alâkalıdır. Gerçekte sadece "hâl"de yaşama imkânına sahip olan insan, belirtilen melekeleriyle "şimdiki zaman"a, "geçmiş" ve "gelecek"i de eklemek suretiyle, zamanın üç farklı boyutunda veya kesintisiz bir zaman ortamında yaşama imkânı elde etmiş olur. Hiç şüphesiz bu durum ona, "hâl"in dar kalıplarından kurtularak daha geniş veya derin bir zaman boyutunda yaşama imkânı bahşeder.
     Burada belirtmek gerekir ki, dar bir zamana, "ân"a veya "hâl"e hapsedilmiş olmak, insanın hayatında yüz yüze kaldığı trajik durumlardan birisidir. Hatırlama, ân'ın dar cenderesine sıkışıp kalmış olan insanın -bir anlamda- bu durumdan çıkış/kurtuluşunun yollarından birisidir. İnsanın kendi geçmişini aşarak, mensubu bulunduğu milletin tarihine yönelmesi ve onunla bütünleşmesi, söz konusu trajediden kurtulmasında ona çok daha geniş ve derin bir zaman koridoru kazandırır. Üstelik zamanda tarih koridoru, yine bireyin hayatında yüz yüze kaldığı bir başka trajik durum olan "kader" veya "ölüm"den kurtulup ölümsüzlüğe kanat açışıdır da.

Kas
8
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KİMLİKLERİN ÇATIŞTIĞI MEKÂN: “KİRALIK KONAK” VE EVİNİ/EVRENİNİ ARAYAN NESİLLER / DR. İBRAHİM TÜZER

alt     Yakup Kadri Karaosmanoğlu, kaleme almış olduğu “Kiralık Konak” isimli romanında, girilen yeni medeniyet dairesinin, nesiller üzerinde meydana getirdiği etkiye dikkat çeker. Kimliklerini “Kiralık (bir) Konak”da oluşturmaya çalışan üç farklı kuşak söz konusu edilir eserde. Bu makalede, sözü edilen nesillerin mekâna/“Kiralık Konağa” bağlı kalarak çatışan kimlikleri, bu çatışmanın huzursuzluğuyla kendi evine/evrenine yönelen insanların durumu incelenmeye çalışılacaktır.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 0 ziyaretçi ile toplamda 1 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Aralık 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31