Mrt
19
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

KİMLİKSEL DEĞERLERİN ÇATIŞTIĞI MEKAN: ‘SİNEKLİ BAKKAL’ ROMANINDA YAPI VE İZLEK

KİMLİKSEL DEĞERLERİN ÇATIŞTIĞI MEKÂN: ‘SİNEKLİ BAKKAL’ ROMANINDA YAPI VE İZLEK

YRD.DOÇ.DR. VEYSEL ŞAHİN

 - yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

Mrt
19
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İNSANLAR ARASINDA: TANPINAR YAHUT GÜLMENİN ZAFERİ / CAFER GARİPER

      Bu yazıda Meral Tolluoğlu'nun aktardığı bir anekdota dayanarak Nurullah Ataç'ın kızgılık anında yakın arkadaşı ve dostu Ahmet Hamdi Tanpınar'a karşı takındığı olumsuz tavrından, hakarete varan sözlerinden hareketle Tanpınar'ın Ataç ve hayat karşısındaki konumu irdelenmeye çalışılmaktadır. Psikanalizin verilerinden yararlanarak onun Ataç ve hayat karşısında geliştirdiği gülmenin stratejisi konu edinilmekte, gülmeyi nasıl bir savunma stratejisine çevirmiş olduğu dikkatlere sunulmak istenmektedir. 

Şub
12
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İHSAN OKTAY ANAR’IN ANLATILARINDA YASAK MEYVE / AHMET KOÇAKOĞLU

     İnsanoğlunun dünya sürgününün miladı olan “yasak meyve” olayı Tevrat, İncil ve Kur’an gibi kutsal metinlerin yanı sıra birçok mitoloji ve dinsel öğretide de karşımıza çıkmaktadır. Bunların en eskilerinden olan Sümer mitlerinde “Hastalık ve ölümün olmadığı bir ülkede yetişen meyvelerden birinin yasak olduğu anlaşılır. Bu cennet bahçesinde Yer Tanrıçası sekiz ağaç yetiştirir. Bu ağaçlar meyvelenince Bilgelik Tanrısı Enki meyvelerin her birinden tadır. Buna Yer Tanrıçası çok kızar, Tanrıyı ölümle lanetleyerek ortadan yok olur. Bilgelik Tanrısı çok ağır hastalanır. Diğer Tanrılar büyük güçlüklerle Yer Tanrıçasını bularak Bilgelik Tanrısını iyi etmesi için yalvarırlar. Tanrıça, Bilgelik Tanrısının 8 bitkiye karşı hasta olan 8 organı için birer Tanrı yaratır.” (Bayat, 2008: 619). Görüldüğü üzere meyveleri tadan Bilgelik Tanrısı Enki’dir. Enki bu hareketinin sonrasında Yer Tanrıçası tarafından lanetlenmek suretiyle hastalanmaktadır ki bu da kusuru, noksanlığı ve aczi sembolize etmektedir. Bu bağlamda Enki’nin davranışı ile Âdem ve Havva’nın “yasak meyve”yi tatması birbiriyle örtüşmektedir.       

Şub
6
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İZLENİMCİ ELEŞTİRİNİN UÇLARINDAN PERSONA VE GÖLGEYE: AHMET HAMDİ TANPINAR’IN BAKIŞIYLA YUNUS KÂZIM KÖNİ / CAFER GARİPER

     Ahmet Hamdi Tanpınar, mektuplarında ve değişik yazılarında çeşitli vesilelerle yakın arkadaşı Yunus Kâzım Köni’nin adını anar. Onun yazılarından ve mektuplarından Köni’ye değer verdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Köni’nin biri şiir, diğeri hikâye olmak üzere iki kitabını tanıtan/eleştiren yazı birer yazı kaleme almıştır. Bu yazılarında izlenimci eleştiririnin sınırları içerisinde kalarak aralarındaki dostluğa bağlı sübjektif yargılarda bulunur. Yıllar Hasan Âli Yücel’e yazdığı bir mektupta ise Yunus Kâzım Köni’nin ölümünü konu edinerek ona sevgi ve acıma duygusuyla yaklaşır. Fakat, bir yıl kadar sonra günlüklerinde Köni’ye karşı olumsuz bir bakış getirir, âdeta onunla didişir. Bu yazıda Tanpınar’ın Köni’nin kitapları karşısındaki izlenimci eleştirisi değerlendirilmeye, ona ikili bakış getirişi psikanalizin verileriyle tartışmaya açılmaya çalışılmaktadır.

Şub
6
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

TUTUNAMAYANLAR'DA ÇOĞUL SÖYLEMİN İŞLEVİ / OKT. YAVUZ GÜNEŞ

     Oğuz Atay’ın 1971’in sonunda ilk cildi, 1972’de ise ikinci cildi yayımlanan romanı Tutunamayanlar, uzun yıllar fark edil(e)meyerek yazarının entelektüel yalnızlığının kâğıda ve kelimelere bürünmüş ifadesi olmuştur. Ancak Atay’ın ölümünü izleyen yıllarda bu durum tersine dönerek roman, yoğun bir ilgiye muhatap olmuş ve bu ilgi onlarca bilimsel metne dönüşmüştür.

     Tutunamayanlar’ın mizahi ve grotesk yönü, dili, üslubu, taşıdığı bakış açıları, içerdiği metinlerin zenginliği, modernist kurgusu; romanda uygulanan bazı postmodernist yöntem ve teknikler, roman kişileri ve temsil ettikleri tezler, roman kişilerinin “arayış”ları ve kendini gerçekleştirme sorunu gibi birçok yönü üzerinde durulmuş ve bunların yanı sıra bu yazılarda çeşitli vesilelerle Tutunamayanlar’ın içerdiği kolaj metinlerin farklı üsluplarla kaleme alındığına da değinilmiştir.

     Ancak ana metne yapıştırılan kolaj metinlerin, salt bir üslup kurma çabasının sonucu olmadığı; belirli bir söylem alanının prototipi olduğu ve farklı söylemlerin kullanılmasının romanın derin yapısında bir amaca hizmet ettiği gözden kaçırılmaktadır. Bu bildiride söylem ve üslup terimleri kısaca tanımlanarak farkları belirtildikten sonra Tutunamayanlar’ın içerdiği farklı söylemler sıralanacaktır. Ardından kolaj metinler aracılığıyla kurgunun bilinçli olarak deforme edilmesinde olduğu gibi, söylemin çoğullaştırılması suretiyle de romandaki dilsel bütünlüğü deforme etmek; siyaset, reklam, din, ansiklopedi, basın… söylemleri aracılığıyla eleştiri yapmak, ironiyi sağlamak gibi işlevlerin çoğul söylem aracılığıyla gerçekleştirildiği, romandan ve ilgili söylem alanlarının özgün metinlerinden alıntılanan örnekler karşılaştırılarak kanıtlanmaya çalışılacaktır.


 

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 5 ziyaretçi ile toplamda 6 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930