Ekm
23
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

Cumhuriyet Dönemi Muhalif Türk Romanı Balonun Davetsiz Konukları/ Alper Çeker

alt   Cumhuriyet dönemi Türk romanına değişik bir bakış!
Alper Çeker bizi yıllar sonra yeniden "Cumhuriyet baloları"na götürüyor. Oralarda bir de davetsiz konuklar var. Uygunsuz duruşlarının altında bir eleştiri, bir hesaplaşma isteği görülüyor.
   Kimdir bunlar? Bir eleştiri kitabının içinde işleri nedir?
   Eleştirmenin bir romancı gibi temas ettiği bu kişilerin dönemin muhalif Türk romancıları olduğunu öğreniyoruz. O günlerdeki adıyla "müesses nizam" denilen bürokratik düzene muhalif kalemlerdir onlar.
   Kitabın şaşırtıcı yanı, bu muhalefetin (Cumhuriyet dönemi Türk romanında) marjinal bir kol olmadığını, tam aksine, Halide Edip Adıvar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay gibi Türk edebiyatının önde gelen isimleri tarafından temsil edildiğini göstermesidir.
   Okuyucu kitapta Cumhuriyet döneminin siyasi gelişmeleri ile paralel bir biçimde yorumlanan romanlara da yönelik farklı ve özgün bir bakış açısı bulacaktır.
   "Bu dönem edebiyatında Doğu-Batı, apartman-konak, gelenek-modernlik gibi çatışmalar çok sıkı işlenmiş ve çeşitli incelemelerde bu konulara değinilmiştir. Ancak biz, romanlarda döneme getirilen eleştirinin bugüne kadar ele alınmadığını düşündüğümüz yönleri ile ilgilendik," diyen Alper Çeker'in tahlilleri ayrıca ilginizi çekecektir. 
   ÖZGÜR YAYINLARI,İSTANBUL 2008.

Eyl
26
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

Batılılaşma ve Türk Edebiyatı, Lale Devri'nden Tanzimata Yenileşme /Ali Budak

alt     Osmanlı yöneticileri, XVIII. asrın başlarında, askerliğe, bilime ve teknolojiye dair yeniliklere yönelirken, farkında olmadan, hayatın her alanında ve sanatta Batılılaşmaya da kapı aralamışlardır.
     Böylece, hem fizik hem estetik bir değişim süreci, aynı zamanda başlamıştır.
     Bin yıldır içinde yaşanılan kültürden bir başka kültüre geçilmektedir. Ne var ki, sanatın, özellikle edebiyatın akşamdan sabaha değişmesi söz konusu değildir. Bir yaşama üslûbunun ifadesi olarak edebiyat; dünden bugüne, bugünden yarına, duraksız bir yolculuktur.
     Öyleyse, Tanzimat'tan sonra ortaya çıkan edebiyat, eğer "yeni" ise, sürecin, muhakkak, daha öncesinin olması lazımdır. Bu durumda; edebiyatla Batılılaşma arasındaki münasebet, sanıldığından daha sıkıdır ve "yenileşme", şimdiye kadar söylenegelenden çok daha erken bir dönemde başlamıştır.

Eyl
10
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

Kurşunlanan Türkoloji /Aysuda Şahin

alt     Yaşadıklarını tarih ve yazıya dönüştüren Türk milleti, dünyadaki varlık alanlarını da tarihi ve yapıtlarıyla ebedileştirir. Tarih/yazmak, bir bakıma dünyayı parçalamak ve o parçalardan yeniden bir dünya inşa etmektir. Her inşa da bizim varlık alanımız olan dilin, kendini geliştirip çoğaltmasıdır. Bir bakıma dilimiz bizim dünyamız, evimizdir. Dilimiz sayesinde düş kurar ve çoğalırız.  Bu açıdan dil, her çoğalış ve yayılışında da ataların ruhunu içinde taşır. Ataların ruhu, dilin dünyasında bir millettin varoluş serüvenidir. Türküler, destanlar ve masallar bizim metinsel yüzümüz, geçmişimiz ve geleceğimizdir. Metinleşen ve söze dönüşen geçmişimiz, şimdide birleşerek dünyanın işleyişine katkıda bulunur. Her katkı ise beraberinde insanlığa acı bir deneyim sunar.

      Prof. Dr. Ahmet Buran tarafından hazırlanan "Kurşunlanan Türkoloji" adlı çalışma da bu acı tecrübelerini insanlığa aktarılması görevini üstlenmiştir. Türk tarihinin, saklı/bilinmeyen yüzünü gün ışığına çıkarmak amacıyla Prof. Dr. Ahmet Buran tarafından büyük bir sorumlulukla hazırlanan bu çalışma, Türk milletinin kolektif bilincini yeniden harekete geçirir.

Eyl
7
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İronik Yaşamda Sonsuza Yürüyen Kahraman Nasreddin Hoca /Arş. Gör. Veysel Şahin


İronik Yaşamda Sonsuza Yürüyen Kahraman Nasreddin Hoca
Arş. Gör. Veysel Şahin
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –

 

Nis
17
2008
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

YAĞMUR ATSIZ’IN ÖMRÜNÜN İLK 65 YILI/ NECATİ TONGA

   Türk edebiyatında bir hâtıra edebiyatının var olmadığı yahut bu edebî türde pek az eserin kaleme alındığı edebiyat âleminin genel şikâyetleri arasındadır. Bu kanaat; belki arayışlar içerisindeki edebiyatımızın ilk devreleri için doğrudur, fakat özellikle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı ile birlikte bu nev’iden eserlerde gözle görülür bir artışın olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
 Geçtiğimiz günlerde Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasında yayımlanan Yağmur Atsız’ın Ömrümün İlk 65 Yılı adlı eser, hâtıra türünün edebiyatımızdaki seçkin örnekleri arasında yerini aldı. Kitabın Prolog kısmında Atsız, yazdığı eserin bir kronolojik hayat hikâyesi olmadığı gibi, bir bölük-pörçük anılar mecmuası da olmadığını belirtiyor

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 1 ziyaretçi ile toplamda 2 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930