İstiklâl Harbi içerisinde 1921’de yazılan ve meclis tarafından millî marş olarak kabul edilen İstiklâl Marşı, bugün için üzerinde anlaşılmış, eleştirel bakışa kapalı, millî mutabakat metni şeklinde anlam kazanmış görünmektedir. Oysa yazılıp millî marş olarak teklif edildiği günlerde İstiklâl Marşı’na bazı itiraz ve eleştiriler gelmiş, bu eleştiriler 1930’lu ve 1940’lı yıllarda, hatta daha sonraki yıllarda da sürmüştür. Fakat, İstiklâl Marşı’na yöneltilen eleştirel bakış, geniş çevrelerin ve araştırmacıların dikkatini gereğince çekmiş görünmemektedir. Bu yazımızda, İstiklâl Marşı’na ve Mehmet Âkif’e yönelik diğer karşı çıkışların ve eleştirilerin ayrı bir yazının konusu olduğunu belirterek, Nâzım Hikmet’in Kuvâyi Milliye Destanı’nda İstiklâl Marşı’na ve Mehmet Âkif’e yönelttiği eleştirel bakışı ele almak istiyoruz.

.:: Duyuru ::.



İnsanı diğer canlı varlıklardan ayıran en önemli farklılıklardan biri, atalarından devraldığı mirası geliştirip devam ettirmek suretiyle bir “kültür” ve “medeniyet” yaratabilmesidir. Hayatın her alanında görebileceğimiz bu yeteneğin en somut görünümlerinden biri, insanın mekâna bağlı hayatında karşımıza çıkar. Doğal mağaralarda başlayan insanın mekâna bağlı hayatı, dünden bugüne uzanan süreçte çadır, kulübe, ev, konak, yalı, köşk, saray, apartman, gökdelen, gecekondu, pansiyon adı altında pek çok farklı mesken tipi; sokak, mahalle, cadde; köy, kasaba, şehir/kent adı altında da pek çok farklı yerleşim biriminde değişerek gelişmiştir. Mesken tipleri ve yerleşim birimlerinin, genel çerçevede belli bir evrensellik gösterse de, yakından bakıldığında belirgin biçimde millî ve yer yer de mahallî bir kimliğe sahip olduğu görülür. Zira insanın bu bağlamda var ettiği her türlü somut değer, doğrudan doğruya kültürün temel unsurları arasında yer alır.




Bu kitap, Necatigil’in gizemini çözmeye aday on bir yazıdan oluşmaktadır. Bu yazılar, Necatigil şiirini modern bir muamma örneği olarak yorumlayan, psikanalitik açıdan değerlendiren, Çinli şair Li-Po’nun şiiriyle karşılaştıran ve nihayet geleneksel edebiyatla kurduğu ilişkiyi sorgulayan kışkırtıcı bir içeriktedir. Bu kitapta, aynı zamanda Necatigil’le ilgili olarak anlatılan anılarla onun bir insan olarak portresi de çiziliyor.
MEHMET NARLI
Bu kitap, 1968’den beri Türk edebiyatına üniversite hocası ve araştırmacı-yazar olarak hizmet eden Prof. Dr. Zeynep Kerman’ın emeğine saygı nişanesi olarak hazırlandı. Akademik hayatı boyunca çalışkanlığı, ciddiyeti, dürüstlüğü, yardımseverliği ve görev anlayışıyla dikkati çeken Prof. Dr. Zeynep Kerman, çok sayıda öğrenci yetiştirmiş, gerek hocalığı, gerek titiz birer araştırma ürünü olan metin yayınları ve inceleme kitaplarıyla Türk edebiyatı sahasına önemli bir katkı sağlamıştır. Özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar, Sami Paşazade Sezai, Halid Ziya Uşaklıgil ve Ahmet Haşim üzerine yayımladığı kitaplar, bu kişiler hakkında yapılan çalışmalar için önemli bir hareket noktası oluşturmuştur.