Nis
30
2016
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

SOYLU BİR HÜZÜNLE VAR OLUŞ SERÜVENİ/ Prof. Dr. Nurullah Çetin

   Hüzün, iç kapanıklığı, gönül üzgünlüğü, gam, keder, sıkıntı gibi anlamlara geliyor. İnsanî, kutsal değerler adına maruz kalınan hüzün duygusu, insanı güzelleştirir, yüceltir, olgunlaştırır, törpüler, yetiştirir, eğitir. Bu bağlamda soylu bir hüzün, kutlu doğumlara zemin hazırlayan bir kalkış noktasıdır. Erkekseniz bir kadını, kadınsanız bir erkeği seversiniz, âşık olursunuz, benimsersiniz, âdeta onunla özdeşleşirsiniz, onunla duygusal, ruhsal, kalbî anlamda bütünleşirsiniz. Ama araya engeller girer, birleşemezsiniz, ayrı kalırsınız, kavuşamazsınız, hicran sürgünü olursunuz, kendi adalarınızda yalnızlığa mahkum yaşarsınız. Bu büyük, saf, kutsal aşkın saygınlığını, temizliğini, saflığını korumak adına soylu bir hüzne gark olursunuz, sessiz bir kabulleniş içinde var oluş sürecinizi tekâmül ettirirsiniz.

Tem
30
2013
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ARTIK O YILDIZLI BAHÇELERDE / Rind

   Artık o, yıldızlı bahçelerde sonsuzluğun bestesine katıldı. Zamanın ve mekânın sınırlarının ötesine çekildi. Yeryüzü  serüvenini tamamlayan her ruh gibi zaman çemberini yarıp dışına çıktı. Sessiz, berrak maviliğinde gökyüzünün güvercin kanadı hafifliğiyle enginlere yelken açtı. Belki de özlemin, ıstırabın, yalnızlığın, soğuğun, sıcağın, gecenin, gündüzün, umudun, korkunun ve ayrılığın olmadığı bir âlemdedir artık…

Haz
14
2013
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

EDEBİYAT AKADEMYASINDA BÜYÜK KAYIP: HOCAM PROF. DR. ŞERİF AKTAŞ / Prof. Dr. İsmail ÇETİŞLİ

Hocam Prof. Dr. Şerif AKTAŞ, Hak’ka yürüdü. Onun için 15 Şubat 1945’te Refahiye ilçesinin Pınaryolu köyünde başlayan "hayat” dediğimiz muamma, 10 Haziran Pazartesi günü nihayete erdi. Pek çok öğrencisi gibi ben hocamı; Türk kültür ve edebiyat dünyası da bir "âlim”ini kaybetti. Hiç şüphesiz her ölüm erkendir; ancak âlimin 68 yaşındaki ölümü çok daha erken. Zira bilir ve inanırız ki, "Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir.”

Eyl
28
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

MİKA WALTARİ’NİN BİZANSLI AŞIKLAR ADLI ROMANINDA FETİH VE İSTANBUL / NECATİ TONGA

      Tarihî seyri içinde üç büyük medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul, köklü ve zengin geçmişiyle dünya şehirleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. İstanbul, edebiyat tarihimiz boyunca üzerine en çok şiir yazılan, bir dekor, bir zemin olarak edebî metinlerde genişçe yer bulan bir şehir olmuştur. Edebiyatta İstanbul’a olan bu ilgi, yalnız Türk şair ve yazarlarıyla da sınırlı değildir. Alphonse de Lamartine, Pierré Loti, Edmondo de Amicis, Gérard de Nerval gibi dünya edebiyatından pek çok edebiyatçı edebî eserlerinde İstanbul’u ele alıp işlemiştir. Bu yazarlardan biri de Mika Waltari’dir.   

May
23
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ROMANDA ÖTEKİ-ÖTEKİ’NİN ROMANI/ YRD. DOÇ. DR. ÖMER SOLAK

     Bu çalışma 1896–1914 Yılları Arasındaki Türk Romanında Yabancılar ve Azınlıklar adıyla 2004 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim dalında sunulmuş doktora tezinin gözden geçirilmiş halidir.Çalışmanın temel amacı, Türkler nezdinde “yabancı”nın tarihsel köklerini ortaya koymak, Türk insanın nezdinde yabancının mensup olduğu milliyete, sosyal tabakaya göre farklılık gösterme nedenlerini yakalamak, tarihi süreç içerisinde sürekli ilişki içerisinde olmuş farklı uygarlık alanlarının bizi medeniyetimize ait tarafını edebi sahanın önemli bir türü olan roman çerçevesinde belirlemektir.

    Bu çalışmada yabancılar konusu bütün unsurları ile incelenirken, karşılaşılan motiflerin münakaşası, olumlu ya da olumsuz tenkidi yapılmamıştır. Anlatılanların tamamı romancıların şahsî görüş ve düşüncelerini yansıtmaktadır. İncelenen eserlerde karşılaşılan yabancı şahıslar ve onlarla motifler, belli bir kategori dâhilinde ortaya konulmuştur. Türk toplumunda başlangıçtan bugüne önemli bir yer işgal eden yabancıların gerçek olarak değerlendirilip ortaya konulması, ancak bu gibi çalışmaların tamamlanması sonucu mümkün olabilecektir.

May
8
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

Türk Şiirinde Hz. Peygamber (1860-2011) / Prof.Dr. İsmail Çetişli

     Konu: Her türlü sanatın (mimari, heykel, resim, musiki, edebiyat vb.) ana kaynaklarından biri din; dinin sınırlarını belirlediği evrene dair varlık, tabiat, insan, olay ve meselelerin birey ve toplumun zihni, ruhu ve gönlünde uyandırdığı coşku ve heyecanlardır. Söz konusu evrensel gerçek, diğer toplumlar gibi, Türk milleti için de geçerlidir. Nitekim Türk milletinin geride bıraktığı son on asırlık kültür ve sanatının ana kaynakların başında İslâmiyet yer alır. Hz. Muhammed, İslâm dinin peygamberi; yani bu dini ve esaslarını insanlara tebliğ eden; tebliğ ettiği dini kendi hayatında bütün derinliği ve genişliği ile yaşayan; kimlik ve kişiliğiyle “örnek” olan insandır. Söz konusu nitelikleriyle O, -özellikle kendisine inanan mümin ve toplumlar için- müstesna bir şahsiyettir. Böyle bir müstesna kimlik ve kişiliğin, toplumun sanatında yankısını bulmaması düşünülemez elbette. Nitekim Türk edebiyatının son on asırlık tarihinde ana konularından biri Hz. Peygamber olmuştur. O kadar ki, XI. yüzyıldaki ilk İslâmî eserlerden bugüne kadarki Türk edebiyatında zengin bir “Peygamber Edebiyatı”nın varlığından bahsetmek hiç de mübalâğa olmaz...

Şub
22
2012
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

ŞERİF AKTAŞ'A ARMAĞAN

İçindekiler
Şerif Aktaş'ın Öz Geçmişi / IX
Şerif Aktaş'ın Yayın Listesi / X
Prof.Dr. Şerif Aktaş'la Röportaj (Dinçer Apaydın-Meltem Tekin)/ 1
Şerif ile Yaşamak / Şöhret Türkmen Aktaş / 12
Şerif Aktaş ile Dost Olmak / Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun / 17
Bir Ufuk İnsan:Şerif Aktaş / Prof.Dr. Ramazan Korkmaz / 21
Hocam Hakkında / Arş.Gör.Dinçer Apaydın / 25
Makaleler
"'Kerem Gibi' Şiirine Deyişbilimsel Bir Bakış", Doç.Dr. G.Gonca Gökalp Alpaslan / 31
"Osmanlı Kadınının Avrua'ya Takdim ve Müdafaası:Nisvan-ı İslâm", Prof.Dr.Hülya Argunşah / 51
"Şiirde Yankılanan Muhalif Bir ses:Can Yücel", Dr.Jale Gülgen Börklü / 67
"Belgesel Tadında Roman Kalpaklılar-Doludizgin", Prof.Dr.Yakup Çelik / 76
"Halit Ziya Uşaklıgil'in Mensur Şiirleri 'Romantik Bir Sanatkârın Çığlıkları'", Prof.Dr.İsmail Çetişli / 96
"Yücel Feyzioğlu'nun 'Uğultu' Adlı Romanında Türk Sözlü Edebiyat Geleneğinin İzleri", Yrd.Doç.Dr.Ahmet Demir / 116
"Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eer Bir Yolcu Romanı Bağlamında İkinci Kişili Anlatıcı ve Bakış Açısı", Yrd.Doç.Dr.Meral Demiryürek / 133
"Memduh Şevket Esendal'ın Hikâyelerinde Kadınlık Durumu:'Bir Akşam Üstü' Kadın Olmak Ne kadar Güç", Yrd.Doç.Dr.Mehmet Can Doğan / 149
"Küçük Adam'ın Kenti:Orhan Kemal'in Romanlarında İstanbul", Doç.Dr.Ülkü Eliuz / 159
"Kıbrıs'ta Yakın Tarih:Bir Gecede", Prof.Dr.Bilge Ercilasun / 174
"Cahit Irgat'ın Şiirinde İnsan", Yrd.Doç.Dr.Ertan Erol / 183
"Klasik Türk Musıkisi Kültürü Karşısında Estetik Bir Alımlayıcı Olarak Ahmet Hamdi Tanpınar", Yrd.Doç.Dr. Nesrin Feyzioğlu / 191
"Nazım Hikmet'in Kuva-yi Millîye Destan'ında İronik Dil:İstiklal Marşı ve Mehmet Âkif İronisi", Yrd.Doç.Dr.Cafer Gariper / 210
"Ahmet Midhat'tan Tahirü'l Mevlevi'ye, Ekonomik Sorunların Romana Yansıması ya da Türk Düşününde Yükselen Bir Değer:Teşebbüs-i Şahsî", Prof.Dr.Osman Gündüz / 224
"Modern Anlatı-Destan İlişkisinin Arketipsel Sembolizm Açısından İncelenmesi", Yrd.Doç.Dr.M.Fatih Kanter / 236
"Toplumcu Gerçekçilik ve Türkiye'deki Gelişimi", Dr.Özlem Kayabaşı / 244
"Rusya Matbuatı ve Ahmet Mithat Efendi", Yrd.Doç.Dr.Mehmet Kaygana / 250
"Arketipsel Sembolizm Açısından Dede Korkut Anlatılarındaki Yüce-Biray ve Alp-Bilge Tipi", Prof.Dr. Ramazan Korkmaz / 255
"Yuvaya Dönememek:Sait Faik'in 'Haritada Bir Nokta' Adlı Hikâyesi Üzerine Bir Çözümleme Denemesi", Dr.Mustafa Kurt / 263
"Tahsin Yücel'in 'Ben ve Öteki' Adlı Hikâye Kitabında Yer Alan Temel Çatışmalar", Yrd.Doç.Dr.Vedat Kurukafa / 272
"Fonolojik Farkındalık Becerilerinin Konuşma Eğitimindeki Yeri Üzerine Bir Değerlendirme", Dr.Deniz Melanlıoğlu / 289
"Erken Dönem Türk Romanında Gelenek ve Kadın", Dr.Öznur Özdarıcı / 297
"Mesnevi'den Romana Hüsn ü Aşk ve Araba Sevdası", Dr.Gülderen Öztürker Özdemir / 304
"Hayat-Edebiyat", Dr.Işılay Pınar Özlük / 310
"Ömer Seyfettin'den Kayıp Şiirler", Prof.Dr.Nâzım Hikmet Polat / 340
"Halide Edip Adıvar'dan Bir Aşk Üçlemesi:Sevda Sokağı Komedyası", Dr.Fatih Sakallı / 361
"Edebi Eserlerde Görülen Platonik Aşk Duyumunun ve Ulaşl(a)mayan Sevgili Tipinin Psikanalitik ve Fenomolojik Temelleri Üzerine", Doç.Dr.Cafer Şen / 371
"Meşrutiyet Edebiayatında 'Ulus-İnşa' Süreci", Doç.Dr.Abdullah Şengül / 390
"Cemal Süreya'nın Şiirinde Humor", Yrd.Doç.Dr.Tacettin Şimşek / 413
"Hayal İklimine Yelken Açan Şair:Ali Mümtaz Arolat", Yrd.Doç.Dr. İbrahim Tüzer / 435
"Ayhan Bozfırat ve Öyküleri Üzerine Bir İnceleme", Yrd.Doç.Dr. Ayfer Yılmaz / 450
"Bir 12 Eylül Oyunu:Gece Kulübü", Dr.Hasan Yürek / 484
Fotoğraflar / 495.
Kurgan Edebiyat Yayınları, Ankara 2012, 495s.

Ağu
3
2010
    Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed Google

İSTANBUL’UN UNUTULMUŞ BİR ‘SEMT-İ MEŞHUR’U: BALAT/ PROF.DR.MEHMET TEKİN

     İstanbul’un fethi, hangi yönden bakılırsa bakılsın, bizim medenileşme serüvenimizde yeni bir miladın başlangıcıdır. Toplumsal ve kültürel hayatımız fetih sonrasında yeni bir yapılanma sürecine girer. Bu durum, fethedilen İstanbul için de geçerlidir kuşkusuz. Fethedilmenin ezikliğini yaşatmadan fethettiğimiz İstanbul, diyebiliriz ki itibar kaybına uğramadan farklı bir medeniyetin mensubu olmuş; aynı zamanda fethedenleri fethetmiş bir şehirdir. Zaman içinde kazandığı itibardan olmalı ki, ‘şehir’ sıfatı yetersiz bulunmuş, İstanbul’u ‘şehirlerin ecesi’, ‘şehirlerin sultanı’ diye anmak adetten sayılmıştır. İstanbul’u böyle bir konuma getiren, kuşkusuz fetih sonrasında hayata geçirilen şehirleşme projesidir. İstanbul; coğrafyası, insanı ve kültürel zenginliğiyle gerçek anlamda bir ‘terkip’tir ve söz konusu projenin mantığını da yine bu ‘terkip’ gerçeği biçimlendirmektedir. Zaman içinde gündeme getirilen ‘Türk İstanbul’(Yahya Kemal) nitelemesi, terkip gerçeğine gölge düşürmez. Milliyetçi kaygıdan ziyade tarihi bir gerçeği zihinlere taşımak için kullanılan bu sıfatla,  bir bakıma, İstanbul’a gerçek anlamda hizmet eden Türklerin hakkı teslim edilmek istenmiştir. Öyle olmalıdır; çünkü İstanbul’u, ‘köhne Bizans’ın sandukasından çıkarıp güzelleştirmek, onu hak ettiği konuma getirmek Türklere nasip olmuştur. Azınlıkta kalan aykırı seslere rağmen bu böyledir. Ayrıntıdan esasa geldiğimizde şunu söylemek mümkün: Osmanlının, İstanbul’a dönük çok özel ve anlamlı bir misyonu, bir beklentisi vardı. Bu beklentinin gerçekleşmesi için de ona dönük özel bir tasarrufun olması doğaldır.

Üye Paneli

Üye Adı:
Şifre :

Şifrem?
Üye Olun !

Reklam

    Reklama tıklayarak sitemize katkıda bulunun...

Kİmler Çeviİrİmİçİ

Kullanıcılar :

Arama Motorları : Crawl Bot

Şuan Sitede 0 kullanıcı, 1 arama motoru, 5 ziyaretçi ile toplamda 6 kullanıcı bulunmaktadır.

Takvim

«    Kasım 2018    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930