Ahmet Altan’ın
romanı İsyan Günlerinde Aşk (2001)
yayımlandığında pek çok tartışmaya konu olmuştu. Tartışmalar ise genelde, yapıtta
ele alınan tarihsel olayla ilgiliydi. Çünkü İsyan
Günlerinde Aşk’ta, etkileri günümüze değin süren, kimi siyasal
tartışmalarda –lehte veya aleyhte- hâlâ referans olma özelliğini koruyan “31
Mart Olayı” konu edilmekteydi. Ahmet Altan, bu olaydan hareketle romanında
birtakım tarihsel/siyasal tezler ileri sürüyor; daha da önemlisi tarihin
karanlık bir noktasına ışık tuttuğunu iddia ederek, 31 Mart Olayı’yla ilgili
yaygın görüş ve bilgilerin aksine savlar üretiyor ve Cumhuriyet’ten sonraki siyasal
yapıyı eleştiriyordu. Kuşkusuz, Cumhuriyet’e yönelik bu karşıt tezler, kendine
taraftar bulmakta gecikmedi ve bir kesim, içerdiği siyasal ve tarihsel tezler
nedeniyle romanı göğe çıkarırken, kimileri de yerden yere vurdu.
Kuşkusuz İsyan Günlerinde Aşk, içerdiği
siyasal/tarihsel tezlerle ilgi çekici bir roman; ancak bu yazıda söz konusu
tartışmalara girmeyeceğiz. Amacımız yapıtı yazınsal açıdan çözümlemek de değil.
Asıl üzerinde durmak istediğimiz, İsyan
Günlerinde Aşk’ta bugüne değin kimsenin dikkatini çekmeyen bir noktaya
işaret etmek. O da Ahmet Altan’ın söz konusu romanında -adı hiç
anılmaksızın- Ziya Şakir’in Sultan Hamid’in Son Günleri adlı
yapıtından alınmış (!) sayfalar dolusu tümcelerin bulunması.
“Her insan kendi hayatını yaşamak zorunda olduğu gibi, her eser de kendi değerler dünyasını kurmak zorundadır.”Reşat Nuri Güntekin, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının öncü sanatkârlarındandır. Narin ve zeki bir ruha sahip olan sanatçı, hem eserlerinde hem de özel yaşantısında bunu etrafına güçlü bir şekilde hissettirmiştir. Ancak sanatçı, eserle bütünleştiği noktalarda, kendi özel hayatını eserlerinin içerisinden ötelere sürgün etmiştir. Hep geri planda kalan yazarın özel hayatı, bu çalışmayla, belge ve bilgiler eşliğinde okuyucu ile paylaşılır.
Geniş kadrosuyla mâzî ve özellikle çocukluk günlerinin hususî havası, Ali Akbaş'ın şiirini muhteva yönünden besleyen ana kaynak olarak karşımıza çıkıyor. "Gün olur bir iğde kokusu, dişleri kamaştıran mayhoş bir meyvanın buruk lezzeti bizi kırk yıl öteye götürür. Bütün rengi, kokusu, sevinci ya da hüznüyle tekmil bir an yeniden yaşanır. Geçmişe açılan bir penceredir bu. Bir ânınız gözünüzün önünden şimşek gibi çakar geçer. (...) Ya da tasarlanan yaşanmamış bir meçhulle köprü kurulur. Ad koymak, açıklamak zor ama, ilham da bu türden garip bir duyuş, bir seziş olmalı. İşte biz, yeniyi, hâli izahta, bu enstantanelerden faydalanırız." sözleri, şairin bugünü idrâk ve izahta dünden gelen ihsasları anahtar olarak kullandığının ifadesidir.
Hikâye , sözün olabildiği kadar "seçilerek" söylendiği bir edebi türdür. Roman asıl gücünü hayatı daha geniş olarak kucaklayabilme özelliğinden alıyorsa, hikaye de o geniş yapının en dikkate değer yönlerini seçebiliyor olmasından alıyor denilebilir.
Akademik hayatta karşılaşılan bir zorluğun (önceden yayımlanmış ama yayımlandığı süreli yayına ulaşılamaması zorluğu)nasıl aşılabilirini düşünürken bulunan bir çarenin adı olarak doğdu YeniTurkEdebiyati.Com. Çağımızın gerekleri çerçevesinde ancak bir internet sitesi bu amacımıza hizmet edebilirdi. Bu düşünceyle bu site kuruldu. Sonra tüm Yeni Türk Edebiyatçıları birbirlerini tanısın, nerede ve nasıl faaliyet göstermekteler birbirlerinden haberdar olsunlar istedik. Yeni çıkan kitaplar, dergilerin yeni sayıları da bu yapı içerisinde yer alabilirdi. Ve bu alanda yapılan tezler... Akademisyenler kim, hangi tezi hazırlamış bilsinler istedik. Kısaca ülkemizin ve onun edebiyatının akademik birikimi bir araya gelmeliydi. İmkanlarımız ölçüsünde bütün bunları yapmaya çalıştık. Hâlâ eksiklerimiz,aşamadığımız zorluklar var. Zamanla onları da aşacağımıza inancımız tamdır. Sitemize üye olarak, yazılarını paylaşarak çıktığımız yolda bize destek veren tüm hocalarımıza,arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bir yıl gibi kısa denilebilecek bir sürede 1000'in üzerinde üye, 55.000 ziyaret, 276 kadar yazı,haber,duyuru sitemizde yer aldı. Özverili bir kaç insanın olağanüstü gayretleri ile site bugün bu hale geldi. En önemli hedefimiz, gelip geçici değil kalıcı olmak. Biliyoruz ki, pek çok öğretmen,öğrenci,akademisyen,ilgili sitemizi büyük bir heyecanla takip etmekte. Bu beklentilere cevap vermek için biz de üstün bir gayret göstermekteyiz. Hiç bir maddi beklenti içerisinde olmadan halisane paylaşımda bulunmak maksadıyla çıktığımız yolda bize destek olanlara bir kez daha teşekkür ediyoruz. Nice yaş günlerinde birlikte olmak dileğiyle....

Yaklaşımlarıyla Eleştiri Kuramcıları "açıklamalı bir eleştiri yöntemleri elkitabı" olarak tasarlandı.
· Nazım PAYAM---Sanat Mecnunun Sever