Üniversitelerimizin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinde yaptırılan Yüksek Lisans, Doktora, Doçentlik tezleri, Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araşatırmaları Merkezi tarafından tasnif edilmiş hali ile kullanıma açılmıştır. YÖK'ün tez veritabanının tasnif edilmiş hali olan bu çalışmanın ilgililerin işine yarayacağını düşünmekteyiz. Burada yapacağınız araştırma sonuçlarından hareketle YÖK'ün indirilmesine izin verdiği tezlere ulaşabilirsiniz.




Türkçülük hareketi içinde yer alan Aka Gündüz şiir, tiyatro, hikâye türlerini de denemiş olmakla birlikte, geçimini kalemiyle temin ettiği için zamanla popüler romanlara ağırlık vermiştir. Onun kitaplarını yazdığı tarihler Osmanlı Devleti'nin yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu içine alır.
Mehmet Kaplan, Şiir Tahlilleri’nin birinci cildinde, Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi’ni tahlil ederken şöyle bir değerlendirme yapar: “Sadece estetik güzelliğe dayanan ‘saf şiir’in yanında, bir de yaşadığımız hayat gibi kusurlu, noksan, fakat hayatla dolu olduğu için sevilen ve tesir eden bir ‘hayat şiiri’ bulunduğunu kabul etmek gerekir. Bu cins şiirler de ötekiler kadar nadirdir. Edebiyatımızda Namık Kemal’in bu şiiri ile mukayese edilebilecek bu cinsten, bir de Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı vardır.” Bu değerlendirme M. Akif’in şiirlerinin çoğu için geçerli sayılabilir. Elbette hiçbir edebiyat eseri hayatla ilişkisiz değildir, fakat Modern Türk edebiyatında hayatı, hayatın diliyle ve bütün teferruatıyla şiirin konusu yapan ilk şairin Mehmet Akif olduğu kuşkusuzdur. Bu hükmü verirken M. Emin Yurdakul’u, Tevfik Fikret’i unutuyor değilim. Hatta aranırsa İsmail Safa’nın, Ali Ekrem’in şiirleri içerisinde de hayata dair sahneleri, olayları tasvir eden şiirler bulunabilir. Fakat Mehmet Akif’in şiirleri içerisinde bunlar aranıp bulunan örnekler değildir, onun şiirlerinin tamamına yakını hayatın diliyle “safahat-ı hayat”ı anlatır.
BEN NEYİM? /AHMED MİDHAT EFENDİ (ÖZLEM FEDAİ)
İLMÎ ARAŞTIRMLAR,GÜZ 2007,S.24.