29-30 Nisan 2011 tarihinde İstanbul'da Türk Edebiyatı Vakfı'nın tarihi binasında Türk Dil Kurumu ve Türk Edebiyatı Vakfı'nın desteği, Basın İlan Kurumu'nun katkıları ile gerçekleştirilen "100.Yılında Yeni Lisan Hareketi ve Millî Edebiyat Çalıştayı"nın bildiri kitabı Türk Edebiyatı Vakfı yayınları arasında çıktı. Bildiri kitabını TEV'in satış bürosundan temin edebilirsiniz...
.
ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN'IN TİYATRO ESERLERİNE YENİ BİR TASNİF TEKLİFİ
DR. OĞUZHAN KARABURGU
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –
İnsanın varoluş gerçeğiyle çatışması, dünyanın anlamını yaratıcı bir güçle yeniden anlama, yorumlamaya yöneliktir. Dünyayı yaratıcı bir dönüşümle yeniden yorumlamak isteyen sanatçının varoluş amacı sayılabilecek bu çatışma, kaçışın yönüne ve niteliğine göre değer kazanır. Merkezden çevreye ve çevreden merkeze yönelen kaçışlarda; birincisi daha çok mekânsal boyutlu dışa açılma… İkincisi daima içsel ve düşsel yolculukları imgeler.Aytmatov anlatılarında ötelerin çağrısına en fazla açık olan, kulak veren karakter şüphesiz Beyaz Gemi anlatısındaki çocuk tiplemesidir. Bu açıdan Beyaz Gemi”deki küçük çocuğun ötelerin çağrısına kulak vererek kendini balığa, sonsuzluğun ve hürriyetin açılımı olan beyaz gemiye, Issık Göl ve Maral Ana’ya dönüştürme, taşıma arzusu; içsel ve düşsel dünyanın gerçekler karşısında tutunamayışını gösterir.
REŞİD İSKENDEROĞLU'NUN HATIRALARINDA CAHİT SITKI TARANCI
NECATİ TONGA
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal'e olan bağlılığı bilinmektedir. O, Yahya Kemal'in karizmatik kişiliğinin kendi üzerinde oluşturduğu baskıyı ömür boyu yaşamak durumunda kalmıştır. Bu baskı yüzünden zaman zaman başkaldırıyı da yaşamak durumunda olmuştur. Bu yazı, onun Cahit Tanyol'la olan bir anekdotundan yola çıkılarak "baba" figürü karşısındaki tutumunu psikanalitik bakışla değerlendirmeyi hedeflemektedir.

"Mekanın Hikayesi-Hikayenin Mekanı" isimli bu kitapta mekan bir kurgu öğesi olarak incelenirken birey ve toplum için ifade ettiği anlam dünyasıyla da karşımızdadır. Başta ev olmak üzere bütün mekânlar 'yaşam'a ve 'ölüme' e sahne olurlar. Kalıcılıkları, insan hayatına kıyasla daha uzun olduğu için nesiller boyu dönüşümlere ve yeniden başlangıçlara tanıklık edebilirler. Buna göre mekânlar aynı 'tarihi' olma vasfını da derinliklerinde barındırmaktadırlar. Çünkü bireye ve topluma ait tarihe sahne olmuşlar ve tanıklık etmişlerdir. İnsanlar ve eylemler geçip gitse de mekânlar bütün yaşanılmışı muhafaza eden ve hatırlatan yapılarıyla oradadırlar. Derinliklerinde yatan ve biriktirdiklerinden oluşan bu anlam dünyalarını başka zamanlarda anlatmaya devam ederler. Mekân-insan-zaman arasındaki bu ilişki, maddi cephesi bir tarafa, neredeyse tamamen ruhsal niteliktedir.
Elinizdeki kitabın amacı, kurgunun önemli bir parçası olan mekânın derin boyutlarını ve olay örgüsü, kişiler, zaman ve diğer kurmaca unsurlarıyla olan etkileşimini Türk hikâyeciliğinin bir döneminde görünür kılmaktadır.
Kesit Yayınları, 2011.
GÖLGESİZLER'İN KURGU TEKNİĞİ VE TEMASI
DOÇ. DR. ALAATTİN KARACA
- yazıyı okumak/ indirmek için yazının devamına tıklayın –
Bu yazıda Selahattin Hilav'ın 1974 tarihli “Nâzım Hikmet Üzerine Notlar” başlıklı yazısında Nâzım Hikmet’in Türk şiirindeki yerini belirlemeye çalışırken Ahmet Hâşim ve Yahya Kemal’le yaptığı karşılaştırma üzerinde durulmaktadır. Hilav'ın Yahya Kemal hakkındaki sübjektif yargılarının edebiyat eserlerinin ve santakarların değerlendirilmesindeki temelsizliğine eleştirel bakış getirilmeye çalışılmaktadır.
Tanzimat devri Türk edebiyatının öncü isimlerinden biri olan Namık Kemal, yazdığı eserler ve fikirleriyle nesiller üzerinde etkili olmuş güçlü bir şahsiyet ve kalemdir. Namık Kemal’in etki dairesinin içerisinde yer alan hatta merkezinde duran isimlerden birisi de Abdülhak Hâmid Tarhan’dır.
Abdülhak Hâmid, her zaman gerçek üstadı olarak Namık Kemal’in ismini anar. Namık Kemal de Abdülhak Hâmid’deki cevheri keşfeden ve onu yönlendirmeye çalışan isimdir. Abdülhak Hâmid, hayatında Namık Kemal’e nasıl özel bir yer verir ve onu ebedî üstadı olarak tebcil ederse, Namık Kemal de Abdülhak Hâmid’e ayrı bir kıymet verir, onun şiirine nazire yazar ve esas yenilikçi olarak Şinasi’nin yanında Abdülhak Hâmid’in ismini anar: “Müceddidlik hakkı ise ya Şinasi’nin, ya senindir. Ben arada hatt-ı ittisalim.”